Özellikle Nietzsche Ağladığında adlı romanıyla adını çok duyduğumuz Irvin Yalom, hem müthiş bir psikoterapist hem de gerçekçilik ve mizahı harmanlayan bir o kadar da başarılı bir yazar.
Güneşe Bakmak, Ölümle Yüzleşmek ile Yalom; kendi de dâhil olmak üzere her insanın içinde bulunan ölüm korkusunun ne zaman başladığı, bu korkuyla nasıl yüzleşebileceğimizi, hatta bu sayede yaşam kalitemizi nasıl yükseltebileceğimizi terapilerinden örnekler vererek bizlere anlatıyor.
“Uyanma Deneyimi”
Ölüm korkusu içimizde hep vardır. Genelde dış etkenler nedeniyle kenara itilip saklansa da, bu dış etkenler şekil değiştirdiğinde tekrar ortaya çıkar. Örneğin hayatını işine adamış yoğun birinin yaklaşan emekliliği onda büyük bir anksiyete yaratabilir. Başka bir örnek ise çocukluk arkadaşınızın ölümüne şahit olmak gibi bir deneyim olabilir. Burada ölümün yaklaşıyor olduğuna dair duyulan korkuya, hayatı dolu dolu yaşamamış olmaktan dolayı duyulan pişmanlık eşlik eder. Yalom ölümün gerçekliğiyle yüzleşildiği bu deneyimlere “uyanma deneyimi” der. Bundan sonrası değişime gitmektir çünkü Yalom, tatmin edici bir hayat yaşamanın ölüm korkusuyla baş etmede çok büyük rol oynayacağını öne sürer. O hâlde “bugün”ü, beş sene sonra dönüp baktığımızda pişman olmayacak şekilde yaşamalıyız. Bulunduğumuz andaki varoluşun tadını çıkarmalıyız.
Ölüm korkusunu yenmek
Ölüm korkusunu yenmek adına bazen bilinçli bir şekilde bazen de farkında olmadan birtakım stratejiler geliştiririz. Bunların bazıları kısmen faydalı olurken bazıları anksiyetemizi artırmaktan başka bir işe yaramayabilir. Önemli olan bu gerçeğin farkında olarak bizim için hayatı değerli kılacak olan şeyin ne olduğunu bulmaktır çünkü bu kişiden kişiye farklılık gösterir. Bazı insanlar geride bir eser bırakma arzusu içindedir. Bazıları yakın ilişkiler kurarak akıllarda kalmak ister. Bazıları ölümden sonraki hayata inanır ve hiçbir şeyin son olmadığı fikri onları rahatlatır, tıpkı Sokrates’in, öldükten sonra kendi gibi bilge insanlarla yaşayacağını ve bundan memnun olduğunu söylemesi gibi. Bazıları ise bunun tam tersi olarak öldükten sonra bilinç var olmayacağı için bunun farkında olmayacaklarını, doğumdan önceki bilinçsizlikle aynı olduğunu düşünerek rahatlar. Yöntem ne olursa olsun tek gerçek bir gün bu dünyadan göçeceğimiz, bu nedenle yaşadığımız her günün, kurduğumuz her ilişkinin değerli olmasına çaba göstermektir.
Irvin Yalom, Güneşe Bakmak, Ölümle Yüzleşmek kitabını yazmaktaki tek amacının “Faniliğimizi kavrayarak her anın tadını çıkarmakla ve sırf var olmanın keyfini çıkarmakla kalmayıp kendimiz ve bütün insanlar için duyduğumuz şefkati artırmak” olduğunu söyler.
Sürekli kaçınılan bir kavram olan ölümü konu almak ve bunu bir solukta okunacak keyifli bir kitap hâline getirmek bence çok büyük bir başarı. Hem sizi düşünmeye itecek hem de bir yakınınızdan destek alır gibi hayatınızı istediğiniz gibi yaşamaya yönlendirecek bu kitap. Çünkü “Fiziksel ölüm bizi yok eder ancak öleceğimizi bilmek bizi kurtarır.”
*George Vaillant, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Yetişkin Gelişimi Bölümü Başkanı
Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Beğendiğin cümleyi kartla paylaş
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Pegasus Yayınları kitapları
Benzer Kitaplar
Rasyonel Psikopat Yapay Zeka Suç İşler mi?
Annelik Kitabı
Aç Hayaletler Diyarında-Bağımlılıkla Yakın Temaslar
Çocuk Psikolojisi 101
Herkesi Memnun Etmeyi Bırak!
Fransız Usulü İyi Yaşama Sanatı
Değerlendirme Yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.
1 Değerlendirme
Ahmet Şamil Süslü · 21 Ekim 2022 · ★★★★★
Fevkalade bir inceleme olmuş. Irvin Yalom’un kitaplarını genelde görünce alırım ancak bu incelemeye okuduktan sonra artık karşıma çıkmasını bekleyeceğimi sanmıyorum.