İçeriğe atla
Dosya

Çocuğun Okul Çantasına Hangi Kitaplar Konulmalı?

Çocuğun Okul Çantasına Hangi Kitaplar Konulmalı?

Çocuğun okul çantasına koyacağımız kitabı seçerken asıl sorumuz “Bu kitap çocuğa ne öğretecek?” değil, “Bu kitap çocukta ne uyandıracak?” olmalı. Çünkü iyi çocuk kitabı, çocuğun elinden tutup onu hazır cevaplara götürmez; merakın, hayal gücünün ve düşünmenin alanını genişletir.

Özge Doğar

Okullar açıldığında çantalar yeniden hazırlanıyor. Defterler, kalemler, silgiler, beslenme kutuları, mataralar… Bir de çoğu zaman listenin görünmez ama önemli parçası: Kitap.

Peki o kitap nasıl seçiliyor?

Çocuğun yaşına uygun mu? Kaç sayfa? Hangi yayınevinden? Öğretmen önerdi mi? Daha önce okuduğu bir kitabın devamı mı? “Faydalı” mı? Kelime dağarcığını geliştirir mi? Değerler eğitimi açısından uygun mu?

Bu soruların hepsinin bir karşılığı olabilir. Fakat çocuk kitabı seçerken asıl meseleyi bunların arasında kaybetmemek gerekiyor: Çocuk o kitabı gerçekten okuyacak mı?

Çünkü çocuğun çantasına kitap koymakla çocuğa okuma alışkanlığı kazandırmak arasında doğrudan bir ilişki yok. Hatta kitap yalnızca bir görev, ödev ya da “yararlı nesne” olarak sunulduğunda, çocuk için okumak giderek bir sorumluluğa dönüşebilir. Oysa çocuk edebiyatının en önemli gücü, çocuğa sorumluluk yüklemekten önce ona bir alan açmasında…

Bir kitabın çocuğun çantasına girmeye değer olup olmadığını belki de önce şu soruyla düşünmeliyiz: Bu kitap çocuğu okur olarak görüyor mu?

Kitap çocuğa ne anlatıyor değil, çocukla ne konuşuyor?

Çocuk kitaplarında yıllardır süren bir “öğretme” beklentisi var. Kitap bir şeyi öğretmeli, doğru davranışı göstermeli, güzel alışkanlık kazandırmalı, çevreyi korumayı anlatmalı, arkadaşlığın önemini vurgulamalı, paylaşmayı öğretmeli…

Bunların hiçbirinin yanlış olduğunu söylemiyorum. Sorun, kitabın bütün varlığının bunlara indirgenmesi.

Çünkü edebiyat ders kitabı değil, olamaz da.

Çocuk bir hikâyeyi okuduğunda mutlaka tek bir sonuca ulaşmak zorunda değil. Hatta iyi bir kitap, çocuğun zihninde yetişkinin öngöremediği sorular bırakabilir. Karakterin yaptığı bir şeyi yanlış bulabilir, başka bir karakteri kendisine yakın hissedebilir, hikâyenin sonunu beğenmeyebilir. Kitabı kapattığında “Bugün arkadaşlarımla paylaşmayı öğrendim” demek yerine “Ben olsaydım ne yapardım?” diye düşünebilir.

İşte tam da burada edebiyat başlar.

Çocuğun okul çantasındaki kitap, ona sürekli neyin doğru olduğunu söylemez.

Bu soruların hazır cevapları olmayabilir. Olmaması da kitabın eksikliği değil, gücüdür.

Yaş etiketi tek başına yeterli değil

Kitap seçiminde yaş etiketi önemli bir rehber. Ancak tek başına yeterli değildir.

“8 yaş ve üzeri” yazan her kitap sekiz yaşındaki her çocuk için aynı anlama gelmez. Çocukların okuma deneyimleri, ilgileri, sözcük dağarcıkları, yaşam deneyimleri ve merakları birbirinden farklı. Üstelik bir kitabın çocuğa uygunluğunu yalnızca sayfa sayısıyla ölçmek de doğru değil. “Bu kitap çok uzun, çocuk okumaz” ya da “Bu kitap kısa, çocuk rahat okur” yaklaşımı, çocuk okurları yalnızca teknik bir ölçümün içine sıkıştırır. Bazen kısa bir kitap çocuğun zihninde uzun süre yaşamaya devam eder. Bazen yüzlerce sayfalık bir kitap çocuğa hiç dokunmaz.

Bu nedenle okul çantasına kitap seçerken “Kaç sayfa?” sorusunun yanına mutlaka başka sorular eklemeliyiz: Dili nasıl? Karakterler canlı mı? Hikâye çocuğun merakını harekete geçiriyor mu? Metin çocuğu küçümsüyor mu? Görseller metinle nasıl ilişki kuruyor? Kitap farklı okuma biçimlerine izin veriyor mu?

Ve belki en önemlisi: Çocuk bu kitabı seçme hakkına sahip mi?

Çocuk seçsin

Okuma alışkanlığı kazandırmanın en sık kullanılan yöntemlerinden biri çocuğa kitap önermek. Oysa zaman zaman çocuğun kitabı kendisinin seçmesine izin vermek, bundan çok daha etkili olabilir.

Bir çocuk kitapçıya ya da kütüphaneye girdiğinde yalnızca “Yaşına uygun kitaplar şurada” demek yerine, kitapların arasında dolaşmasına izin vermek gerekir. Kapaklara bakabilir, bir kitabı açıp ilk sayfasını okuyabilir, sadece resimleri inceleyebilir, bir kitabı beğenmeyip yerine başka bir kitap alabilir. Bir kitabı sırf komik olduğu için seçebilir, başka bir kitabı yalnızca kapağını sevdiği için merak edebilir. Bütün bunlar okurluğun parçaları değil midir?

Çocuğun okur olarak özne olabilmesi için kitapla arasında yetişkinin sürekli denetlediği bir ilişki kurmamak gerekir. Elbette yetişkin rehberliği önemli. Ancak rehberlik ile yönlendirme, yönlendirme ile dayatma arasındaki farkı da gözetmek gerekir.

Kitap çantada kalmamalı

Okul çantasındaki kitabın bir başka kaderi de şu: Çanta ağırlaştıkça kitap evde bırakılır.

Bu nedenle kitap seçerken çocuğun fiziksel koşullarını da düşünmek gerekir. Her gün çantada taşınacak bir kitap, çocuğun yükünü artırmamalı. Okulda kitap okuma saatleri, sınıf kitaplıkları ve kütüphaneler bu açıdan büyük önem taşıyor. Asıl hedef “Her çocuk her gün çantasında bir kitap taşısın” olmaktan çıkıp “Her çocuk istediği kitaba kolayca ulaşabilsin” olmalı.

Çünkü kitapla kurulan ilişki yalnızca evde değil, okulda da güçlenir.

Bir sınıfta öğretmenin kendi sevdiği çocuk kitaplarından söz etmesi, çocuklara kitap okuması, öğrencilerin birbirlerine kitap önermesi; okul kütüphanesinin canlı bir mekâna dönüşmesi, çocukların kitap hakkında konuşabilmesi… Bunların hepsi okurluk kültürünün parçaları.

Çocuğun okul çantasındaki kitap, yalnızca ders aralarında okunacak bir nesne olamaz. Çocuğun dünyayla kurduğu ilişkiye eşlik eden bir yol arkadaşı olmalı. Bu yüzden kitap seçerken “Ne öğretecek?” sorusunu bir süreliğine kenara bırakıp başka bir soru sorabiliriz:

“Bu kitap çocuğun içinde neyi hareket ettirecek?”

İyi çocuk kitabı çocuğun elinden kitabı bırakmasını değil, kitabı kapattıktan sonra da düşünmeye devam etmesini sağlar. Okul çantasına koyacağımız kitapların en büyük başarısı da belki budur: Çocuk kitabı okuduktan sonra dünyaya aynı gözlerle bakmıyorsa, kitap görevini yapmış olur.

Çünkü çocukların yalnızca iyi okurlar değil, merak eden, soru soran, düşünen ve kendi sözünü kurabilen insanlar olarak büyümeye ihtiyacı var.

Ve bunun için okul çantasındaki kitapların da çocukların yanında olması gerekiyor; üstünde değil.

Paylaş

Bunun gibi yazıları kaçırmayın

Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.

Gönderim sıklığı

Çift onaylı kayıt · KVKK uyumlu · tek tıkla çıkış

Değerlendirme Yazın