Kırmak, korkmak ve onarmak üzerine kurulu bu incelikli hikâye, sıradan görünen bir anı farkındalık ve iyileşme yolculuğuna dönüştürüyor.
Hikâye yağmurlu bir günde başlar. Evin içinde top oynayan küçük kız, annesinin çok sevdiği vazoyu kırar. Suçluluk ve korku kaplar içini. Annesinin tepkisini bekler. Ona kızacak mıdır? Hikâye tam da bu noktada hassas bir yol çizer. Annesi küçük kızı kollarına alır, rahatlamasını bekler.
Annesine göre kırılan bir şey onarılmalıdır. Onlarca parçaya ayrılan vazoyu tek tek birleştirmek epey zor olur. Yapboz gibi her bir parçayı doğru yerine koymak gerekir. Günler sonra vazonun üstünde desenler belirmeye başlar. Her parça kendi hikâyesini taşımaktadır ve küçük kız bunu ilk kez fark eder. Vazo onarılırken zor duygularla baş etmek kolaylaşır, iyileşme yavaş yavaş gelir.
Bulamadıkları bir parçayla ilgili annenin şu yorumu çok değerli değil mi?
“Annem o parçanın hikâyede bir sessizlik, bir gizem yaratacağını söyledi.”
Boşluklar eksiklik değildir, onlar da hikâyenin bir parçasıdır. Boşluklara bu şekilde bakabildiğimizde hikâyemizi sahiplenebiliyoruzdur belki ne dersiniz?
Küçük kızın vazodaki hikâyeleri fark etmesi hatta kendi deyimiyle vazonun ona hikâyeler anlattığını fark etmesi onun dünyaya başka gözlerle bakmasını da sağlar. Acaba okul yolu ona neler anlatmak istemektedir? Bu sorudan sonra gelen sözsüz sayfalar küçük kızın keşifleri aslında. Topladığı hikâyeler de diyebiliriz.
Küçük kız, son parçayı da yapıştırdığında vazo hazırdır. Eski gibi değildir ama bu hâliyle daha da değerlidir. Çünkü artık ona yeni bir hikâye daha eklenmiştir.
Arka Kapaktan
“Bazen bir hata, onarmayı keşfetmenin en güzel yoludur.”
Yağmurlu bir günde, küçük bir çocuk -yasak olmasına rağmen- evin içinde futbol oynamaya karar verir. Futbolda oldukça iyi ve kontrollü bir oyuncu olmasına karşın, o gün bir kaza yaşanır: Vazoya çarpan top, onu onlarca parçaya ayırır. Bu vazo, annesinin en sevdiği vazodur. Dehşete kapılan çocuğun zihni endişeli düşüncelerle dolar: Acaba annesi ona kızacak mı? Cezalandıracak mı? Daha da kötüsü, annesinin kalbi de tıpkı vazo gibi kırılacak mı?
Annesinin sakin duruşu ve vazoyu birlikte onarma önerisi, içinde bulundukları can sıkıcı durumu bir anda bambaşka bir deneyime dönüştürür. Çocuk, bir puzzle gibi küçük parçaları bir araya getirirken, vazonun yalnızca bir nesne olmadığını; pek çok ayrıntının birleşmesiyle oluşan eşsiz bir hikâye olduğunu keşfeder.
Gündelik bir kazadan yola çıkan bu duyarlı hikâye, sevgiyle suçluluğun nasıl iç içe geçtiğini ve onarımın dönüştürücü gücünü anlatan Çok Güzel Bir Hikâye.
Almudena Pano kimdir?
Brüksel’de yaşayan İspanyol bir yazar ve çizerdir.
Pano, sanat alanına yöneldikten sonra grafik tasarım eğitimi aldı ve reklam dünyasında kariyer yaptı. Bu süreç onu İspanya’dan Belçika’ya taşıdı. Daha sonra hayatında yeni bir sayfa açmaya karar vererek Brüksel Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde illüstrasyon eğitimi almaya başladı. Aynı dönemde Elisa Sartori ile birlikte, duvar resimleri üretmeye odaklanan 10eme Arte sanat kolektifini kurdu. Çalışmaları kamusal alanlarda, mağazalarda, barlarda ve konser salonlarında yer almaktadır.
İlk kitabı En Güzel Hikâyem (Histoire en morceaux), Fédération Wallonie-Bruxelles tarafından verilen “İlk Çocuk Edebiyatı Eseri Ödülü”nü kazandı. Ayrıca büyük beğeni toplayan Gloria (Rue de l’échiquier) adlı çizgi romanın da yazarı ve çizeridir.
10eme Arte kolektifiyle birlikte, şair Lisette Lombé’nin A hauteur d’enfant (CotCotCot) adlı kitabı da resimledi. Bu eser, 2024 Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nın “BRAW Amazing Bookshelf” seçkisine dahil edilmiştir.
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Beğendiğin cümleyi kartla paylaş
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Bunun gibi kitapları kaçırmayın
Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.
Okuyan Us Yayınları kitapları
K-Pop Sözlüğü
İyi Evlat Sendromu
Geride Kalan – Mary Cregan
İnceleme