İçeriğe atla

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu – Peyami Safa

İnceleme

Künye

YazarPeyami Safa
YayıneviÖtüken Neşriyat
Geçtiği Dönem1920 – 1930
ÜlkeTürkiye
TürüKurgu
Sayfa Sayısı112 sayfa
Ebat 12 x 19,5 cm
İmla☺️ İyi
Okur Yaşı16 yaş ve üzeri okurlar
Hedef KitleKlasik Türk edebiyatı eserlerinden zevk alanlar.
Okuma Süresi~2 sa 45 dk (tahmini)
YazanBaşak Bingüler

Edebiyat Haritasında

Paylaş

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda ismi belirtilmeyen ve on beş yaşında olan genç karakter ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktorla görüşür. Doktorların daha iyi barınma ve yemek yeme tavsiyesine uyarak hâli vakti yerinde olan Paşa amcasının yanına taşınır. Bu süreçte çocukluğundan beri tanıdığı, evin genç ve güzel kızı Nüzhet ile de vakit geçirme şansı yakalar. Ev halkı, Nüzhet’i Doktor Ragıp Bey adında biriyle evlendirmeyi planlasa da genç karakterimiz içinde bulunduğu hastalığı ya da Paşa amcasının ona karşı sevgisini umursamadan Nüzhet’e karşı duygusal ve romantik bir bağlılık hisseder. Nüzhet’in de ona olan bağlılığıyla artık tüm kötü günlerin biteceğini hayal eder ancak Doktor Ragıp’ın Nüzhet’e olan ilgisi ve ev halkının bu durumu desteklemesi genç karakterimizi karamsar ve depresif bir ruh hâline sürükler.

Yazarın hayatını yansıtan bir kurgu

Bir okur olarak benim için etkileyici olan Peyami Safa’nın kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak bu kitabı yazması oldu. Bir kitabın içinde yaşanmışlık olması fikrimce onu daha anlamlı kılıyor. Kitabın sonunda baş karakterin tuttuğu notlar da oldukça etkileyiciydi. Böyle bir rahatsızlık yaşamamış olsam da karakterin acısını Peyami Safa’nın betimlemeleriyle bedenimde neredeyse hissettim. Karakterin yaşadığı ruhsal bunalım beni de etkisi altına aldı. Özellikle “Nüzhet Bana Yalan Söyledi” başlıklı bölümün tam olarak zihnimin labirentlerinde dolaştığını hissettim.

“Dünyanın hiçbir Nüzhet’i yalan söylememelidir.”

Kitap içinde birçok çatışma ele alınıyor. Baş karakterimizin içinde yaşadığı psikolojik çatışma bunlardan biri. Hem bacağını kaybetme korkusu hem aşkını kaybetme korkusu hem de içinde bulunduğu yoksulluk nedeniyle büyük bir buhrana sürükleniyor.

“Dünyanın bütün tavanlarına lanet olsun. Arka üstü yatmaktan usandım.”

Nüzhet’i ve onun ailesini tanımasına, imkânsız bir aşkın içine düştüğünün farkında olmasına rağmen kendi içinde bunun çatışmasını sürdürüyor.

“Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişemeyeceğinden korkuyorum.”

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa’nın kendi yaşamından ve o yıllarda yaşadığı psikolojiden beslenerek yazıldığı için oldukça gerçekçi. Melankolik hikâyelerden kötü etkilenen okurlar bu kitabı okumamalı ya da mutlu bir dönemlerinde okumalı. Çok etkilenen bir okur değilseniz, sarsıcı gerçekleri okumaktan zevk alıyorsanız bu kitap size göre demektir.

Peyami Safa, birçok eserinde yaptığı gibi bu eserinde de Doğu – Batı çatışmasını yansıtıyor. Baş karakterimiz gelenekseli ve Doğu’yu temsil ederken Doktor Ragıp karakteri çok keskin bir biçimde Batı’yı ve moderni temsil ediyor. Ayrıca yazarın Fatih-Harbiye ve Sözde Kızlar romanlarını da tavsiye ediyorum. Bu eserler, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki geçiş döneminin bir aynası âdeta! Bir tarafta Batı’ya ve modern olana yönelen kesim bir tarafta ise hâlâ geçmişle yaşayan ve gelenekselden kopmak istemeyen kesimin çatışmasını gözler önüne seriyor. Bir de Peyami Safa’nın para kaygısıyla yazdığı Cingöz Recai serisi var. Bu seri yazdığı dönemde büyük ilgi gördü. Kitabı okurken yerli bir Sherlock Holmes ile tanışıyorsunuz.

Siz bu kitabı okudunuz mu? En çok dikkatinizi çeken mesaj neydi? Yorumlarda paylaşır mısınız?

Peyami Safa kimdir?

Peyami Safa, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı yazarlarından biri. 2 Nisan 1899’da İstanbul Fatih’te doğdu. Adını Türk yazar ve şair Tevfik Fikret verdi. Yoksulluk ve dokuz yaşında yakalandığı kemik veremi hastalığı sebebiyle düzenli bir eğitim alamadı. Küçük yaşlarda babasını kaybedince annesi ve ağabeyiyle zor şartlar altında yaşadı. Bir yandan çalıştı bir yandan da kendini geliştirdi. Memurluk, öğretmenlik ve gazetecilik yaptı. Server Bedi takma adıyla birçok eser kaleme aldı. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı kitabını sağ kolunda kemik veremi hastalığı başladığı dönemde yazdı. 15 Haziran 1961’de aramızdan ayrıldı.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Bu kitabı

Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.

Alıntı Kartı

Beğendiğin cümleyi kartla paylaş

X WhatsApp

Alıntıyı Bookinton’a eklemek için üye girişi yap

Okur Alıntıları

Bu kitaptan alıntılar

Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!

Bunun gibi kitapları kaçırmayın

Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.

Gönderim sıklığı

Çift onaylı kayıt · KVKK uyumlu · tek tıkla çıkış

Ötüken Neşriyat kitapları

Benzer Kitaplar

Değerlendirme Yazın