İçeriğe atla
Editörlerden

Kitap Yazmanın ve Yayınlatmanın Sırları Bu Eğitimde

Kitap Yazmanın ve Yayınlatmanın Sırları Bu Eğitimde

Mürsel Çavuş yazar koçu, editör, eğitmen. Bu kez “Hayalindeki Kitabı Rafta Gör” eğitimi ile karşımızda. Bir kitabın planlanmasından yazılmasına, yayınevine başvurudan tanıtımına uzanan yolculuğun haritasını çıkarıyor. Yazarların adım adım başarıya ulaşmasının formüllerini veriyor.

Yasemin Kaya


Bu eğitim fikri nasıl doğdu?

Yayıncılıkta geçirdiğim yıllar boyunca hep aynı manzarayla karşılaştım: İyi fikirleri olan ama o fikri kitaba dönüştürürken bir yerde tıkanan ve başarısız olan yüzlerce proje. Masama gelen dosyaların önemli bir kısmı, yetenek eksikliğinden değil yöntem eksikliğinden geri dönüyor. Yazar adaylarıyla telefon görüşmelerimiz bazen bir saati buluyordu. Aslında tüm yazarların bilmesi gerekenleri tek bir eğitimde toplamaya ve bu know how’ı herkese açmaya karar verdim.

Dosyalarda en sık gördüğünüz hata ne?

Hazırlıksız yola çıkmak. Yazar adayı büyük bir hevesle yazmaya başlıyor ama kitabının kime seslendiğini, raftaki benzerlerinden neyle ayrılacağını, hangi yayınevinin çizgisine uyduğunu hiç düşünmemiş oluyor. Sonuç, emek verilmiş ama adressiz bir dosya. Eğitimin ilk adımının “planlama” olması tam da bu yüzden. Doğru soruları en başta soran biri hem daha iyi yazıyor hem de dosyasını doğru kapıya götürüyor.

Eğitim kime hitap ediyor?
Henüz tek satır yazmamış ama yazmak isteyenler için süreci baştan bilmek çok zaman kazanıyor. Başlamış ama bitirememiş, yayınevi aşamasında hayal kırıklığına uğramış veya yayımlatmış ama mutsuz olmuş tüm yazar adayları bu eğitimden faydalanabilir. Tek ön koşul, kitap yayımlamayı bir hayal olmaktan çıkarıp hedef hâline getirme isteği.

Planlama, yazma, yayınlama ve tanıtma. Neden bu dört adım?
Çünkü bir kitabın yolculuğu gerçekten bu dört duraktan geçiyor: planlama, yazma, yayınlatma, tanıtma. Bunlardan herhangi biri atlandığında zincir kopuyor. Yazar adayları en çok iki uçta zorlanıyor: Başlangıçta planlamada, çünkü heves planı beklemek istemiyor; sonda da tanıtmada, çünkü çoğu yazar “kitap çıktı, işim bitti” sanıyor. Oysa kitabın rafa gelmesi yolculuğun bitişi değil, okurla buluşmasının başlangıcı.

Planlama ve tanıtımın bu kadar öne çıkması şaşırtıcı gelebilir.
Anlıyorum, çünkü yazarlık hâlâ romantik bir imgeyle anılıyor: İlham gelir, insan yazar, gerisi kendiliğinden olur. Gerçekte ise her yıl binlerce kitap yayımlanıyor ve okurun dikkati sınırlı. Planlama, kitabın var olma nedenini netleştiriyor; tanıtım ise o kitabın kalabalıkta görünmesini sağlıyor. Yazma elbette işin kalbi ama kalp tek başına bir bedeni ayakta tutamıyor.

Bir dosyanın “evet” alması ile reddedilmesi arasındaki fark nerede gizli?
Çoğu zaman ilk sayfalarda ve başvurunun kendisinde. Editör, dosyayı açtığı anda yazarın ne yaptığını bilip bilmediğini hisseder: Metin temiz mi, ses oturmuş mu, yazar kitabını bir cümleyle anlatabiliyor mu? Bir de şu var: Yayınevinin çizgisine hiç uymayan bir dosya, ne kadar iyi olursa olsun o kapıdan “evet” alamaz. Yani ret her zaman “kötü” demek değildir; bazen sadece “yanlış adres” demektir.

Reddedilme konusunu konuşuyor musunuz?

Elbette, hem de üzerinde önemle duruyorum. Çünkü reddedilme bu işin ayıbı değil, doğası. Bugün klasikleşmiş pek çok kitap, defalarca geri çevrildikten sonra yayımlandı. Dosyası reddedilen birine ilk söyleyeceğim şey şu: Reddedilen sizin kimliğiniz değil, dosyanızın o günkü hâli ve o yayınevi ile uyumu. Geri dönüşü bir veri olarak okuyun, dosyanızı güçlendirin, doğru adresi yeniden arayın.

Yapay zekâ, kitapların keşfedilme biçimini değiştiriyor mu?

Kesinlikle değiştiriyor ve bu, eğitime en son eklediğim başlıklardan biri. Artık pek çok okur “bana şöyle bir kitap öner” sorusunu bir arama motoruna değil, bir yapay zekâ asistanına soruyor. Bu da şu anlama geliyor: Kitabınız ve yazar kimliğiniz dijital ortamda ne kadar doğru ve tutarlı biçimde yer alıyorsa, bu sistemlerin sizi okura önerme ihtimali o kadar artıyor. Yazar bunun neresinde durmalı derseniz; korkunun değil merakın tarafında. Bu araçları tanıyan yazar, görünürlüğünü kendi eline alıyor.

Sosyal medya artık yazarlık mesleğinin bir parçası mı?
Büyük ölçüde evet. BookTok’ta bir videonun, yıllar önce yayımlanmış bir kitabı yeniden çok satanlar listesine taşıdığını gördük. Ama bunu bir zorunluluk olarak değil, bir imkân olarak anlatıyorum. Her yazarın kamera karşısına geçmesi gerekmiyor; kimi bülteniyle, kimi söyleşileriyle, kimi okur topluluklarıyla var olabilir. Önemli olan, kendi mizacına uygun bir görünürlük yolu seçmek ve orada tutarlı olmak. Tamamen uzak durmak ise bugün bir kitap için ciddi bir dezavantaj.

Geleneksel yayıncılık ile kendi kendine yayımlama arasında kalan birine ne söylersiniz?
İkisinin de meşru yollar olduğunu ama farklı beklentileri karşıladığını… Geleneksel yayıncılıkta editöryal süzgeç, dağıtım gücü ve kurumsal itibar sizinle çalışır; karşılığında sabır ve kabul süreci gerekir. Kendi kendine yayımlamada hız ve kontrol sizdedir; ama editörlük, tasarım, dağıtım ve tanıtımın tüm yükünü siz taşırsınız. Eğitimde iki yolun da gerçek maliyetlerini ve kazanımlarını açıkça anlatıyorum ki karar hayale değil bilgiye dayansın.

Editör Mürsel ile eğitmen Mürsel bazen birbirine itiraz ediyor mu?
Güzel soru. Editör Mürsel deneyimliyor eğitmen Mürsel bunu yazarlara anlatmak için yanıp tutuşuyor. Aslında birbirlerini tamamlıyorlar. Editör tarafım kılı kırk yarar, metne mesafeli bakar; eğitmen tarafım ise karşımdaki insanın hevesini korumaya çalışır. Eğitimde ikisini birden kullanıyorum: Katılımcıya hem gerçeği söylüyorum hem de o gerçeğin altında ezilmemesi için yol gösteriyorum. Zaten iyi editörlük de tam olarak budur; eleştiriyi, yazarı büyüten bir dile çevirmek.

Sizi en çok gururlandıran hikâye hangisi?
Beni en çok gururlandıran şey, bir kitap projesine baştan sonra eşlik edip ortaya nitelikli bir eser çıkarmak oluyor. Yazar kadar gurur duyuyorum o kitapla. Mesela bir yazarım, kitap çıktıktan sonra kariyeri için, “Uçak pistte gidiyordu, kitap resmen kariyerimi 10 bin fite çıkardı” dedi. Bir diğeri başka bir ülkeye taşındı ve “Buraya taşındığımdan beri tüm danışanlarım kitap sayesinde geliyor, sana bir kez daha teşekkür ederim” dedi. Bunlar çok gurur verici benim için…

“Kitap yazmak istiyorum ama bir türlü başlayamıyorum” diyen birine ne söylersiniz?

Başlayamamanızın nedeni büyük ihtimalle tembellik değil, yolun görünmemesi. İnsan, haritası olmayan bir yolculuğa çıkmakta zorlanır. Haritayı elinize aldığınızda, “bir gün” dediğiniz şeyin aslında bir takvime sığabildiğini göreceksiniz.

Pek çok yazar ve editör yazarlık eğitimi veriyor. “Hayalindeki Kitabı Rafta Gör” eğitimini diğer yazarlık eğitimlerinden ayıran nedir? Eğitimi tamamlayan katılımcıların ne tür bir kazanımla ayrılmasını hedefliyorsunuz?
Diğer eğitimler daha çok yazma aşamasına odaklanıyor. Bu eğitim ise yayıncılık endüstrisinin nasıl işlediğini ve bir yazarın bu endüstri içinde nasıl yer alabileceğini anlatıyor. Bunları bilmeden yazarlar kitap çıkartırken büyük sıkıntılar yaşıyorlar.

30 yıldır basın ve yayın dünyasının içindesiniz. Bugüne kadar çok sayıda kitabın ortaya çıkış sürecinde yer aldınız. Bu deneyiminiz “Hayalindeki Kitabı Rafta Gör” eğitimine nasıl yansıyor?
Evet, yüzlerce yazarla çalıştım. Farklı türlerde ve formatlarda kitaplar üzerinde emek verdim. Farklı şapkalarım var; yazar, editör, yazar koçlu, geliştirici editör, eğitmen. Bookinton sayesinde tanıtım ayağını deneyimledim ve kitap yayınlatmanın her aşamasına vakıf oldum. BAUSEM bünyesinde yıllarca editörlük eğitimleri verdim. Bu da bu eğitimimin içeriğini zenginleştirdi.  

Kurgu ve kurgu dışı kitap yazmanın yöntemleri birbirinden ne ölçüde farklı? Eğitim, belirli bir tür üzerine mi yoğunlaşıyor, yoksa katılımcılar kendi kitap fikirleri doğrultusunda mı ilerliyor?
Kurgu ve kurgu dışı bazı yönlerden çok farklı. Bu farkları eğitimde anlatıyorum. Eğitimde hem kurguya hem kurgu dışına değiniyorum ama kurgu dışı daha ağırlıklı tabii…  

Eğitim sona erdikten sonra katılımcılarla bağlantınız devam edecek mi? Eğitimi bir ders programının ötesine taşıyacak, katılımcıların kitaplarını geliştirmelerine destek olacak bir takip veya topluluk modeli planlıyor musunuz?
Eğitim bittikten sonra bir soru-cevap seansı yapıyoruz. Sonrasında da bana lektörlük, editörlük veya yayınevi danışmanlığı için her zaman ulaşabilirler.

Size ve programa nereden ulaşabilirler?

Eğitimin tüm ayrıntılarına mindsetup.net/hayalindeki-kitabi-raflarda-gor adresinden ulaşabilirler. Bu eğitimde adım adım yazar adaylarının mutlaka bilmesi gerekenleri anlatıyorum ki hem kitapları başarılı olsun hem de kendileri…

Hayalindeki Kitabı Raflarda Gör

Paylaş

Bunun gibi yazıları kaçırmayın

Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.

Gönderim sıklığı

Çift onaylı kayıt · KVKK uyumlu · tek tıkla çıkış

Değerlendirme Yazın