Çocuk kitaplarına yetişkinleri davet eden yayınevi: Mea
Son dönemde çocuk edebiyatı ile öne çıkan Mea Kitap, yalnızca çocuk okurlara değil, yetişkinlere de çocuk kitaplarının dünyasına yeniden bakma fırsatı sunuyor. Mea Kitap adına Demet Ekmekçioğlu ile yayınevinin kuruluş hikâyesini, yayıncılık anlayışını ve çocuk edebiyatına bakışını konuştuk.
Özenli yayın seçkisi ve farklı anlatı biçimlerine açtığı alanla dikkat çeken MEA Kitap, özellikle çocuk edebiyatındaki yayıncılık anlayışıyla kısa sürede kendine özgü bir çizgi oluşturdu. Yayınevi, çocuk kitaplarının yalnızca çocuklara değil, yetişkinlere de söyleyecek çok şeyi olduğunu savunuyor.
MEA Kitap’tan Demet Ekmekçioğlu ile kitap seçimlerinden yayıncılık politikalarına, okurla kurdukları ilişkiden çocuk kitaplarının yetişkinler üzerindeki etkisine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik. Ekmekçioğlu, MEA’nın yayıncılık anlayışını, kitap seçiminde önem verdikleri ölçütleri ve çocuk edebiyatının bugününü anlattı.
Son zamanlarda yayın programınızı oluştururken bir kitabı “MEA kitabı” yapan temel özellikler neler?
Bir kitabı “MEA kitabı” yapan en temel özellik, çocuğu hakları, düşünceleri ve duyguları olan bir birey olarak görmesidir. Metnin edebi bir değer taşımasına ve çocuğa merak alanı açmasına önem veriyoruz. Dilinin kapsayıcı ve türcü kalıplardan arınmış, doğaya, insan ve hayvan haklarına saygılı olması bizim için vazgeçilmez. Elbette güçlü görsel anlatım, nitelikli çeviri ve editörlükle yüksek baskı kalitesi de bu bütünün önemli parçaları.
Çocuk kitaplarında son yıllarda değişen okur beklentilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
Hem çocukların hem de yetişkinlerin artık doğrudan ders veren, tek bir doğruyu işaret eden kitaplardan uzaklaştığını gözlemliyoruz. Çocuklar mizahı, duyguyu ve hayal gücünü önemseyen metinlere daha çok ilgi gösteriyor. Yetişkinler ise edebi niteliğin yanı sıra doğa, haklar ve duygusal farkındalık gibi konularda yayınlar arıyor. Görsel estetik ve baskı kalitesi de artık kitabın içeriğinden ayrı düşünülmüyor.
Çocuk kitaplarının yalnızca çocuklar için yazıldığı düşüncesi sizce hâlâ güçlü mü?
Bu düşünce hâlâ var ama giderek zayıflıyor. Çocuk edebiyatı uzun yıllar yetişkin edebiyatına açılan bir hazırlık aşaması gibi görüldü. Oysa çocuk edebiyatı başlı başına bir edebiyat alanıdır. İyi bir çocuk kitabı, çocuğa doğrudan ulaşırken yetişkinde de farklı çağrışımlar yaratabilir. Bu nedenle kitaplarımız için bir üst yaş sınırı belirlemiyor, yalnızca okurun o kitapla hangi yaştan itibaren buluşabileceğini ifade ediyoruz.
Son yıllarda yetişkinlerin çocuk ve gençlik kitaplarına ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu ilgiyi çok kıymetli buluyoruz. Yetişkinler artık çocuk kitaplarını yalnızca çocuklarına okumak ya da hediye etmek için değil, kendileri için de seçiyor. Çünkü iyi bir resimli kitap bazen uzun bir metnin sayfalar boyunca anlatacağı bir duyguyu birkaç cümle ve güçlü bir görselle aktarabiliyor. Üstelik çocuk edebiyatı, yetişkinin dünyaya daha yalın, meraklı ve önyargısız bir yerden bakmasını sağlıyor. Bu yalınlık büyük bir anlatım ustalığı gerektiriyor.
Sizce iyi bir çocuk kitabı, çocuğa ve yetişkine aynı anda ne söyleyebilmeli?
Çocuğa, “Senin duyguların, soruların ve düşüncelerin önemli,” diyebilmeli. Yetişkine ise her şeyi bilmek zorunda olmadığını, bazen dinlemenin, merak etmenin ve dünyaya başka bir gözle bakmanın daha değerli olduğunu hatırlatmalı. Aynı kitabın çocuğa ve yetişkine aynı şeyi söylemesi gerekmez. İyi bir kitap, her okurun kendi yaşı, deneyimi ve duygusal dünyasıyla farklı anlamlar kurabilmesine izin verir.
“Çocuk kitabı” ile “her yaştan okura seslenen kitap” arasındaki sınır sizce nerede başlıyor?
Aslında keskin bir sınır olduğunu düşünmüyoruz. Belirleyici olan kitabın öncelikli okuru, anlatıcı bakışı, dili ve taşıdığı katmanlardır. Çocuk kitabı, öncelikle çocuk okurun dünyasına ve algısına sadık kalmalıdır. Ancak metin ve görseller yeni okumalar üretebiliyor, farklı yaşlarda farklı anlamlar kazanabiliyorsa her yaştan okura seslenmeye başlar. Yetişkinlerin de sevmesi bir kitabı çocuk edebiyatından çıkarmaz, tam tersine, o kitabın anlatım gücünü gösterir.
Yetişkinlerin çocuk edebiyatından utanmadan, “Ben artık çocuk değilim,” demeden söz edebilmesi için edebiyat dünyasında nelerin değişmesi gerekiyor?
Öncelikle çocuk edebiyatının küçümsenmemesi gerekiyor. Resimli kitapların edebiyat, tasarım ve görsel sanatların buluştuğu özgün eserler olduğu konuşulmalı. Eleştiri yazılarında, festivallerde, ödüllerde, kitabevlerinde ve kütüphanelerde çocuk edebiyatına daha görünür ve saygın bir alan açılmalı. Yetişkinlerin de bir çocuk kitabını neden okuduklarını açıklamak zorunda kalmadan, yalnızca “Bu kitabı sevdim,” diyerek sarılmaları gerekiyor.
Son olarak, yetişkinlere MEA Kitaplığı’ndan hangi kitapları önerirsiniz?
Öncelikle Jane Goodall’ın doğaya adanmış yaşamından ve mücadele deneyiminden beslenen Umudun Kitabı‘nı öneririz. Zor zamanlarda umudu edilgen bir bekleyiş değil, harekete geçiren bir güç olarak ele alan çok değerli bir kitap.
Resimli kitap sanatının yaratım sürecini merak edenler için Suzy Lee Sınır Üçlemesi; felsefenin etkileyici imgeleri arasında düşünsel bir yolculuğa çıkmak isteyenler içinse Metafor oldukça özel seçimler.

Gezegen üzerindeki ortak etkimize mizahi ve çarpıcı bir açıdan bakan En Büyük Ayak İzi, geçmişte var olmuş ancak bugün artık göremediğimiz coğrafyaların izini sürerek dünyamızın geçirdiği dönüşümü anlatan Yeryüzünün Kayıp Manzaraları ve gerçeküstü görselleriyle her yaştan okuru içine çeken Küçük Tilki de yetişkinlere önereceğimiz kitaplar arasında.


