Metis Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan Hikâye Anlatmak, John Berger ve Susan Sontag gibi iki önemli eleştirmenin edebiyat, hikâye anlatıcılığı ve fotoğraf üzerine gerçekleştirdikleri mektuplaşmaları, derin fikir alışverişlerini ve entelektüel ortaklıklarını inceliyor. Kitap Özge Çelik çevirisiyle Türkçeleştirildi.
Yaşamı boyunca sanat eleştirisi, göç olgusu, Marksist politik görüşleri ve kırsal yaşam deneyimleri üzerine yürüttüğü radikal bakış açısı ile tanındı John Berger. 2024 yılında kaybettiğimiz Susan Sontag ise, fotoğrafın, sinemanın, hastalığın, savaşın ve sanatın dünyayı algılayışımızı nasıl biçimlendirdiğini sorgulayan bir düşünürdü. Berger ve Sontag yıllarca mektuplaştılar. Hikâyelerin işlevi konusunda farklı yaklaşımlara sahiplerdi. Berger hikâyeleri dünyayı ve insan deneyimlerini koruyan etik bir sığınak olarak görürken, Sontag dili hayal gücünü ve estetik özgürlükleri genişleten bir araç olarak ele alır.
İki düşünürün 1975-1988 yılları arasındaki mektuplaşmalarından derlenen Hikaye Anlatmak ‘da zaman zaman birbirlerine tatlı tatlı takılan zaman zaman birbirlerinde yeni fikirler uyandıran ikilinin yirmi beş yıla yayılan yakınlıklarının izleri var. Hİkâye anlatıcılığı, birey-toplum ilişkisi ve fotoğraf üzerine tartışıyorlar, aktif dinleme sayesinde iki zihnin ne kadar zengin düşünce hatları yaratabileceğini kanıtlıyorlar.
Susan Sontag
1933’te New York’ta doğdu. Chicago Üniversitesi ve Harvard’da felsefe, edebiyat, teoloji gibi alanlarda öğrenim gördü. Roman, öykü ve tiyatro oyunu gibi farklı türlerde eserler kaleme aldıysa da asıl eleştiri yazıları ve denemeleriyle nam salmıştır. Sanatçı: Örnek Bir Çilekeş (Metis, 1991) derlemesinin yanı sıra Metafor Olarak Hastalık: AIDS ve Metaforları (Can, 2015), Radikal İrade Üslupları (Everest, 2021), Başkalarının Acısına Bakmak (Can, 2023) gibi, fotoğraftan faşizme, edebiyattan hastalığa, Vietnam Savaşı’ndan estetiğe kadar uzanan geniş bir yelpazede konuları ele aldığı kitapları bulunur. Sinemaya da gönül veren Sontag’ın senaryosunu yazıp yönettiği uzun metrajlı dört filmi var. İki yıl PEN Amerika’nın başkanlığını yaptı, işkence gören, hapse atılmış yazarlarla ilgili kampanyalar yürüttü. 2004’te aramızdan ayrıldı..
John Berger
Londra’da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı, belgesel yazarı ve ressam olarak da tanınıyor. 1940’ların sonunda Londra’da çeşitli galerilerde sergiler açtı. Bu dönemde Komünist Partisi ile yakın ilişki kurdu, sol-kanat haftalık dergi Tribune için makaleler yazdı. 1948-55 yılları arasında resim öğretirken sanat eleştirmeni oldu ve 1951’den itibaren New Statesman için on yıl boyunca sanat eleştirileri yazdı. İlk romanı 1958’de yayımlanan Zamanımızın Bir Ressamı‘dır. Romanı G. ile 1972 yılında Booker ödülünü almıştır. Metis’te birçok kitabını yayımladığımız John Berger’ı 2 Ocak 2017’de kaybettik, ama eserleri dünyadaki okurlarını derinden etkilemeyi sürdürüyor.
Kaynaklar
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Bu kitaptan bir cümleyi güzel bir görsele dönüştür
Beğendiğin cümleyi yaz; kapaklı premium kartı indir, WhatsApp ve sosyal medyada paylaş.
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Bunun gibi kitapları kaçırmayın
Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.
Benzer Kitaplar
Edebiyat ve Özgürlük
Avcıların Çağı
Kutsal Lezzetler Alfabesi
Çöküş Üzerine
Kayda Geçen Kayıplar