Edebiyat ve Özgürlük, Mario Vargas Llosa’nın edebiyatın hayatımızdaki yeri üzerine yazı ve konuşmalarını bir araya getiriyor. Celâl Üster’in derleyip çevirdiği kitapta dört metin yer alıyor: 2001’de The New Republic’te yayımlanan “Neden Edebiyat?” denemesi, kitaba adını veren konuşma, “Yazılı Sözün Özel Bir Sorumluluğu Vardır” ve yazarın 2010 Nobel Edebiyat Ödülü konuşması “Okumaya ve Kurmacaya Övgü”.
Vargas Llosa, edebiyatı ancak boş vakti olanların kendine izin verebileceği bir eğlence sayan anlayışa itiraz ediyor. Ona göre kurmaca, hiç yaşamayacağımız hayatların kapısını aralar. O hayatlarla karşılaştıkça kendi hayatımızın dar yanlarını ve bize doğru diye sunulanları sorgulamaya başlarız. Okumak, insanı manipülasyona, tek tipleşmeye ve totaliter düşünceye karşı korur; farklı çağlarda ve coğrafyalarda yaşayan insanları da ortak bir deneyimde buluşturur. Yazar, ekranların kitabın yerini alıp alamayacağını da tartışıyor ve sözcüklerle kurulan, okurun hayal gücünü işe koşan bu ilişkinin yerini başka bir şeyin tutabileceğinden kuşku duyuyor. Kitabı kapatan Stockholm konuşmasında ise okumayı beş yaşında Bolivya’nın Cochabamba kentinde öğrendiğini ve bunu başına gelen en önemli şey saydığını anlatıyor.
Latin Amerika edebiyatındaki “Boom” kuşağının önde gelen yazarlarından Vargas Llosa’nın romanları sık sık siyasi tartışmaların odağında yer almıştı. İlk romanı Kent ve Köpekler, askerî okuldaki şiddeti anlatışıyla bazı Perulu generallerin tepkisini çekmiş; Mayta’nın Öyküsü ise Peru solunu karikatürleştirdiği gerekçesiyle eleştirilmişti. Trujillo diktatörlüğünü rejime hizmet edenlerin korkuları ve suç ortaklıkları üzerinden anlatan Teke Şenliği de Dominik Cumhuriyeti’nde tartışma yaratmıştı.
Gençliğinin bir bölümünü General Manuel Odría’nın diktatörlüğü altında geçiren yazar, 1990’da cumhurbaşkanlığına aday olmuş, ikinci turda Alberto Fujimori’ye yenilmişti. 2010’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldüğünde İsveç Akademisi, iktidar yapılarının haritasını çıkarmasını ve bireyin direnişini, isyanını, yenilgisini anlatışını öne çıkarmıştı.
Tanıtım bülteni
Mario Vargas Llosa’dan Edebiyat ve Özgürlük: Edebiyat neden vazgeçilmez?
Nobel Edebiyat Ödüllü Mario Vargas Llosa’nın edebiyat, özgürlük, okuma ve kurmaca üzerine düşüncelerini bir araya getiren Edebiyat ve Özgürlük, Celâl Üster’in derlemesi ve çevirisiyle Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle raflarda yerini aldı.
Çağdaş dünya edebiyatının en önemli romancılarından Mario Vargas Llosa, edebiyatın insan ve toplum hayatındaki yerine ilişkin düşünceleriyle 20. ve 21. yüzyılın etkili entelektüellerinden biri oldu. Edebiyat ve Özgürlük, Llosa’nın farklı tarihlerde kaleme aldığı ve dile getirdiği dört önemli metni ilk kez bu çerçevede bir araya getiriyor.
Celâl Üster’in derleyip Türkçeye çevirdiği kitapta “Neden Edebiyat?”, “Edebiyat ve Özgürlük”, “Yazılı Sözün Özel Bir Sorumluluğu Vardır” ve Llosa’nın 2010 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken Stockholm’de yaptığı “Okumaya ve Kurmacaya Övgü” başlıklı konuşması yer alıyor.
Edebiyat bir eğlence mi, zorunluluk mu?
Llosa’nın bu metinlerde peşine düştüğü temel sorulardan biri, edebiyatın insan için gerçekten gerekli olup olmadığı. Edebiyatın yalnızca boş zamanlarda başvurulan bir eğlence ya da kültürel bir süs olarak görülmesine karşı çıkan yazar, onu özgür bireylerden oluşan modern bir toplumun temel unsurlarından biri olarak ele alıyor.
Llosa’ya göre edebiyat, insanın yaşadığı dünyayı başka hayatların ve başka ihtimallerin ışığında görmesini sağlıyor. Kurmaca aracılığıyla okur başka hayatlara tanıklık etmenin ötesine geçiyor; kendi hayatının sınırlarını, eksikliklerini ve dayatmalarını da fark ediyor. Bu nedenle iyi edebiyat, var olanla yetinmeyen eleştirel düşüncenin kaynaklarından birine dönüşüyor.
Yazar, edebiyatın farklı coğrafyalarda ve farklı koşullarda yaşayan insanlar arasında ortak bir alan yarattığını da savunuyor. Cervantes’ten Shakespeare’e, Dante’den Tolstoy’a uzanan büyük edebiyatın okurları, zaman ve mekânın ötesinde insan deneyiminin ortak yanlarıyla karşılaşıyor.
Kitapların ve yazılı sözün geleceği
Edebiyat ve Özgürlük aynı zamanda bugün daha da güncel hale gelen bir tartışmayı gündeme taşıyor: Teknoloji ve görsel kültür karşısında kitabın ve yazının geleceği.
Llosa, teknolojik gelişmenin sağladığı olanakları reddetmeden, ekranların kitabın ve edebi okumanın yerini bütünüyle alabileceği düşüncesine kuşkuyla yaklaşıyor. Ona göre edebiyatın sağladığı zihinsel yoğunluk, okurun hayal gücünü harekete geçiren etkin katılım ve sözcüklerle kurulan mahrem ilişki, okuma deneyimini diğer anlatı biçimlerinden ayırıyor.
Edebiyatın önemini estetik hazla sınırlamayan Llosa, yazılı sözün toplumsal bir sorumluluk taşıdığını öne sürüyor. Edebiyatın yaşadığı çağın sorunlarından kopamayacağını; okurun dünyayı, iktidarı, özgürlüğü ve kendi hayatını sorgulamasına imkân tanıyan bir alan olduğunu savunuyor.
Nobel kürsüsünden çocukluğuna
Kitabın son metni “Okumaya ve Kurmacaya Övgü” ise Llosa’nın edebiyatla kurduğu kişisel ilişkinin izlerini taşıyor. Okumayı beş yaşında Bolivya’nın Cochabamba kentinde öğrendiğini anlatan yazar, bunu hayatında başına gelen en önemli şey olarak nitelendiriyor. Çocukken okuduğu kitapların sözcüklerini imgelere dönüştürmenin kendisine başka zamanların, başka coğrafyaların ve başka hayatların kapısını açtığını söylüyor.
Flaubert, Faulkner, Cervantes, Dickens, Balzac, Tolstoy, Conrad, Thomas Mann, Sartre, Camus ve Orwell gibi yazarlardan öğrendiklerini anlatırken kendi yazarlık serüveninin düşünsel haritasını da çıkaran Llosa, okumayı ve yazmayı hayatın yetersizliklerine karşı bir itiraz olarak görüyor.
Romanlarıyla iktidar, şiddet, tarih, tutku ve bireysel direniş meselelerini edebiyatın merkezine taşıyan Mario Vargas Llosa’nın Edebiyat ve Özgürlük’ü, “Edebiyat ne işe yarar?” sorusundan yola çıkarak daha temel bir soruya ulaşıyor: Edebiyat olmadan özgür bireylerden ve özgür bir toplumdan söz edilebilir mi?
Arka kapaktan
Mario Vargas Llosa, yarım yüzyılı aşan yazarlık serüveni boyunca romanlarında iktidarı, şiddeti ve insan ruhunun karanlık labirentlerini anlattı. Usta yazar bu kez kurmacanın dışına çıkıyor; edebiyatın neden vazgeçilmez olduğunu, özgürlüğün neden sözcüklerle başladığını ve bir toplumun geleceğinin neden okurların hayal gücüne bağlı olduğunu ele alıyor. Llosa, Cervantes’ten Flaubert’e, Kafka’dan Gorki’ye uzanan büyük edebiyat geleneğini yeniden düşünmeye çağırırken kitapların sadece estetik nesneler olmadığını hatırlatıyor.
2001 yılında kaleme aldığı “Neden Edebiyat?”, 2003’te yaptığı “Edebiyat ve Özgürlük” konuşması, özgürlüğü, yazılı kültürü ve eleştirel düşünceyi odağına alan diğer metinleri ve 2010 Nobel Edebiyat Ödülü konuşması…Farklı zamanlarda yazılmış bu metinler, bugün tek bir düşüncenin çevresinde buluşuyor: Edebiyat, insanın iktidar karşısındaki en eski ve en güçlü özgürlük alanıdır.
Türkçenin büyük çeviri ustalarından Celâl Üster’in özenli çevirisiyle okurla buluşan bu kitap, Nobel ödüllü büyük bir romancının edebiyat üzerine düşüncelerini bir araya getirmekten çok daha fazlasını yapıyor. Okumanın neden bir direnme biçimi ve özgürlük alanı olduğunu yeniden tartışmaya açıyor.
Mario Vargas Llosa Kimdir?
Mario Vargas Llosa 28 Mart 1936’da Peru’nun Arequipa kentinde, orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çocukluğu, dedesinin konsolos olarak görev yaptığı Bolivya’nın Cochabamba kentinde geçti. Ardından Peru’ya döndü, bir süre askerî akademide okudu; bu okul daha sonra ilk romanının konusu oldu. Lima’daki San Marcos Üniversitesi’nde edebiyat ve hukuk okudu, ardından Madrid’de doktora yaptı.
Kent ve Köpekler (1963), Yeşil Ev (1966) ve Katedral’de Sohbet (1969) gibi romanlarla 1960’larda üne kavuştu ve Latin Amerika “Boom” kuşağının önde gelen isimlerinden biri oldu. Bunları Julia Teyze (1977), Mayta’nın Öyküsü (1984), Teke Şenliği (2000) ve Cennet Başka Yerde (2003) izledi. 1980’lerden itibaren liberal sağ çizgiye yöneldi. 1990’da Peru cumhurbaşkanlığına aday oldu, ancak ikinci turda Alberto Fujimori’ye kaybetti. 1993’te İspanya vatandaşlığını da aldı. Cervantes ve Nobel başta olmak üzere pek çok ödülün sahibiydi. 13 Nisan 2025’te Lima’da, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Kaynak: Wikipedia
Celâl Üster Kimdir?
Celâl Üster 1947’de İstanbul’da doğdu. İngiliz Erkek Lisesi, Robert Academy ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenim gördü. İlk çevirileri 1960’ların sonlarında Yeni Dergi’de yayımlandı. 1986-1993 arasında Cumhuriyet gazetesinin kültür servisini yönetti, Cumhuriyet Kitap’ın yayın yönetmenliğini üstlendi. 1983’te, George Thomson’ın Tarihöncesi Ege adlı yapıtının çevirisiyle, Yazko Çeviri dergisinin Azra Erhat Ödülü’ne değer görüldü. 1970 yılından bu yana George Thomson, Yaroslav Haşek, D. H. Lawrence, Han Suyin, Iris Murdoch, Liam O’Flaherty, Maria Antonietta Macciocchi, Jorge Luis Borges, John Berger, Mario Vargas Llosa, İsmail Kadare gibi yazarların yapıtlarını dilimize kazandırdı. Şu sıralar Can Yayınları ve P Dünya Sanatı Dergisi’nin genel yayın yönetmeni. Radikal Kitap’ta “Yeryüzü Kitaplığı”nı yazıyor.
Kaynak: YKY
Diğer kitap tanıtımları için tıklayın.
Nereden alınır?
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Bu kitaptan bir cümleyi güzel bir görsele dönüştür
Beğendiğin cümleyi yaz; kapaklı premium kartı indir, WhatsApp ve sosyal medyada paylaş.
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Bunun gibi kitapları kaçırmayın
Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.
Mario Vargas Llosa’dan diğer kitaplar
Kırmızı Kedi kitapları
Ey Aşk, Ey Aşk! Mavi Yüzün Görünmüyor
İntihar Süsü
Hiç Kimsenin Kızı: İstismardan Kurtulmak ve Adalet İçin Mücadele
Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi
Lanzarote Defterleri-1.Kitap