“Anneme çevredekiler söyledi, ‘Dün akşam İstanbul’da çok fena şeyler oldu’ dediler.”
Bu cümle, 6-7 Eylül 1955’te yaşananların en çarpıcı özetlerinden biri. O meşum geceyi fotoğraflayarak tarihe kazandıran Patriklik fotoğrafçısı Dimitrios Kalumenos’un kızı Marina Kalumenu’nun ağzından dökülen bu sözler hem bir hafızanın başlangıcını hem de yıllarca konuşulmayan bir travmanın çerçevesini oluşturuyor.
Akşam İstanbul’da Çok Fena Şeyler Oldu, sadece bir tarihsel olayın tanıklığını değil, aynı zamanda o olayın bugün hâlâ süren yankılarını, bireysel ve toplumsal hafızadaki yerini ve elbette konuşul(a)mayanların yükünü taşıyor. Bugün İstanbul, Atina ve Paris’te bulunan tanıklar, yıllarca sessiz kalmış hafızalarını okuyuculara açıyorlar. Kimi 7 yaşındayken gördüklerini bugün kare kare hatırlıyor, kimi ilk kez anlatabildiği bir cinsel şiddet hikâyesini paylaşıyor. Ekümenik Patrik Bartholomeos’tan Paris’te yaşayan Ermeni tanıklara kadar uzanan bu anlatı zinciri, 6-7 Eylül’ün sadece Rumlara değil, Ermenilere ve Yahudilere de yönelmiş çok katmanlı bir şiddet gecesi olduğunu yeniden ve daha derinden hatırlatıyor.
Serdar Korucu, yalnızca o gece yaşanan fiziki tahribatın, yıkılan dükkânların, yağmalanan evlerin ya da yanan kiliselerin değil, insan ruhunda açılan onarılması imkânsız yaraların da izini sürüyor. Tecavüzler, intiharlar, utançla yaşanan hamilelikler, komşunun komşuya ihanet ettiği anlar ve kurtarıcı olarak ortaya çıkan birkaç insan. Bu anlatılar, sadece hatırlamak için değil, bugün hâlâ süren inkârı, suskunluğu, görmezden gelmeyi sorgulamak için var.
6-7 Eylül’de yaşananların tanıklıkları bugüne dek çeşitli akademik ve gazetecilik metinlerinde ele alındı ancak ilk kez bu kitapta olduğu kadar çok sesli, doğrudan tanıklıklarla bir araya getiriliyorlar. Kitap, şiddetin gündelik yüzünü, sıradan insanın nasıl fail hâline geldiğini, sessizliğin nasıl daha büyük bir yük yarattığını gösteriyor. Bu yüzden Akşam İstanbul’da Çok Fena Şeyler Oldu yalnızca bir tarih kitabı değil, etik bir yüzleşme çağrısı bu.
Serdar Korucu Kimdir?
Serdar Korucu, 1984 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. Uzun yıllar televizyon haberciliği alanında editör, yapımcı ve danışman olarak çalıştı. Ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarında özellikle azınlık hakları, nefret söylemi, toplumsal hafıza ve göç üzerine haber, röportaj ve özel dosyalar hazırladı. Hafıza, adalet, tanıklık ve azınlıklar üzerine kurduğu gazetecilik pratiğiyle Serdar Korucu, Türkiye’de toplumsal hafızanın görünmeyen yüzlerini anlatan en üretken yazarlardan biri.
Yayımlanmış kitapları arasında şunlar yer alıyor: Yabancı Gazetecilerin Gözüyle Kürt Sorunu (2009), Suriye Yerle Bir Olduktan Sonra (2013), 2015’ten 50 Yıl Önce, 1915’ten 50 Yıl Sonra: 1965 (2014) Patriklik Fotoğrafçısı Dimitrios Kalumenos’un Objektifinden 6-7 Eylül 1955 (İki cilt, 2015-2016), Misafir (2016) Tutku, Değişim ve Zarafet – 1950’li Yıllarda İstanbul (2017), Halepsizler (2018), Sancak Düştü: İskenderun Sancağı’ndan Hatay’a “Ermeni Meselesi” (2021), Ahalinin Gidişi: Musa Dağ 1939 (2021), Şimdi Kim Kaldı İmroz’da? (2022), Türk Basınında Yahudi Mülteciler: 1938–1945 (2023), Cumartesi Anneleri: Galatasaray Meydanı’nda 1000 Hafta (2024)
Kaynaklar:
“O ânı, o korkuyu ben her Eylül ayında yaşıyorum”
6-7 Eylül Olaylarını Anlatan Kitaplar Listemiz için tıklayın.
Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Beğendiğin cümleyi kartla paylaş
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Bunun gibi kitapları kaçırmayın
Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.
İstos Yayınları kitapları
Benzer Kitaplar
1950’lerde Madrid’de Sonbahar
Üçüncü Reich Yılları- Hatıralarım
Hiç Kimsenin Kızı: İstismardan Kurtulmak ve Adalet İçin Mücadele
Sonrası – Evlilik ve Ayrılığa Dair
Titrek Hamsi Örgütü