Hamlet’e Hamnet’in Gözünden Bakmak: Bir Yas ve Hatırlama Hikâyesi
Sonunu bildiği bir hikayeyi neden okusun insan? Ölüm varsa sonunda, neden yaşıyoruz diye sormak gibi bu. Yüzyıllardır dillerde dolaşan tiratları ile Hamlet’i bu sefer Hamnet olarak Shakespeare’in kalbinden değil Maggie O’Farrell’in zihninden görebilmek için bir okuma önerisi bu…
Feyza Demir
İngiliz diline, tiyatroya, edebiyata yön veren dünyaca ünlü bir karakterin ağaç kovuğunda bir gecede bitmediğinin; annesi, babası, sevdiği ve kaybettikleri ile sen-ben gibi biri olduğunu hissettiğin bir kitap Hamnet. Öyle bir kitap ki adı dahi geçmeden onun satırlarına giden yollara çıkıyor ve çıkmazlara giriyor insan O’Farrell’in ana karakteri Shakespeare’in eşi Agnes’in yol arkadaşlığı ile…
Hamlet’e Hamnet ile Agnes’in gözünden Maggie O’Farrell’in satırlarından ve Chloé Zhao* merceğinden bakabilme şansını kıyaslarsam, oyum kesinlikle satırlardan yana oluyor. Sinemanın büyüsüne ve gücüne rağmen bu sefer satırlardaki sadelik ve akıcılık hayal gücüyle birleşince kesinlikle çok daha etkileyici bir deneyimin kapılarını açıyor.
O kapıdan girince Agnes’in pişirdiği ekmeğin kokusunu, düğün için kiliseye yürürlerken ailenin sokaktaki dokusunu hayal etmenin keyfini hissediyor insan. Tabii üç tondan oluşmuş kırmızı, turuncu eski pamuk keten bir elbise ile yeşilin bin bir çeşidi içinde kıvrılarak yatan Agnes’in gökyüzünden görüntüsü ile filme başlamak da hafızaya kazınan kompozisyonlardandı, tıpkı şahinin koluna konduğu sahne gibi.
Dünyayı değiştiren bir adamı dönüştüren kadın
Dünyayı yüzyıllardır değiştiren bir adamı, dönüştüren bir kadının hikayesini anlatıyor bu kitap. Bu açıdan bakınca odak algısı ister istemez yer değiştiriyor. Babasının şiddet ve zulmünde sıkışan, kalbinde bin bir dünyayı barındıran William’ı Shakespeare yapan yolculuğa çıkması için teşvik eden, kendi çıkmazları arasında sıkışan bir kadın Agnes. Aşkı, isyanı, çevresindekilerden ayrışan özgünlüğü, özgürlüğü, bilgiyi taşıma ve aktarma gücü ile var olma savaşını çıkmaz sokaklarda kazanan bir kadın o…
Bilmenin laneti, cehaletin mutluluğunu elinden aldığı için kaybedeceği çocuğunun korkusu ve endişesiyle her mevsimi erteleyen, doğduğu yerden çıkamayan, Londra’ya bir türlü gidemeyen Agnes, kızını korumak için aşkına hasret kalır. Ne var ki hayatın ona hazırladığı kötü sürpriz, acıyı oğlunun kaybıyla yüreğine dağlamak olacaktır.

Bildiğini sandığı ile korktuğunun hedef şaşırtması arasında engel olamamanın yükü altında ezilirken, okur da düşüncelere dalıyor. Yas nasıl yaşanır? Var mıdır doğrusu ya da formülü?
Büyük evin odalarında ya da orman yürüyüşlerinde aradığı oğlunun yası mı, aşkına olan öfkesi mi, yalnızlığı mı? Ya Shakespeare’in ün, şöhret, kalabalıklar içinde küçük bir odada yatak ile masa arasında dağınık kâğıtların içindeki saplanan hançerler mi içilen zehirler mi yasının kelimelerdeki karşılığı?
Agnes’in açtığı yoldan yürüyünce Hamlet’e bir daha bakmak istiyor insan.
“Akla en uygun gelen şeydir babaların ölmesi”
Ve o zaman onlarca farklı versiyonu oynanan, yorumlanan Hamlet’teki 1. perdesinin 1. sahnesinde kralın “Akla en uygun gelen şeydir babaların ölmesi” cümlesi tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne. Hamnet’i okumadan önce ve sonra diye bakmak gerekir Hamlet’e.
Öncesinde babanın kaybı diye okuduğum Hamlet, bir anda oğlunu kaybeden babanın intihar etmemek için nasıl da büyük bir iç savaş verdiğinin izlerine dönüştü zihnimde. Bu satırları yazarken ne düşünüyordu diye hayal ederken buldum kendimi.
“Baba sevgisiyle oğul derdi kalabilir bir süre,
Ama bu matem bitmek bilmeyince,
Ne dine imana sığar, ne insanlığa.
Tanrı’ya karşı gelmek olur bu;
Yüreğini, aklını dizginleyememektir bu;
Kafan işlemiyor, cahilsin demektir.
İster istemez olacak bir şeyi,
Olmasını herkesin olağan saydığı bir şeyi
Neden yadırgayıp boşuna hayıflanmalı?
Olmaz! Tanrı hoş görmez bunu!
Ölülere ve yaradana karşı gelmektir bu!
Akla da sığmaz bu, çünkü
Akla en uygun gelen şeydir babaların ölmesi.”**
Hatırlamak mı unutmak mı?
30 yıl boyunca Harvard’da İngiliz Dili ve Edebiyatı derslerinde Shakespeare anlatan ve ders notlarını kitap haline getiren Marjorie Garber ise Hamlet alıntılarında şu satırlara yer verir:
“Beni unutma” diye haykırır yaşlı Hamlet’in hayaleti ve oğul Hamlet yanıt verir: “Seni unutmak mı? / Asla, zavallı hayal; içi allak bullak olmuş şu kürede / Bellek denen şeye yer oldukça, asla! Unutmak mı seni? / Hiçbir zaman!”
Friedrich Nietzsche hafızayı insanları hayvanlardan ayıran bir özellik olarak görmüştür. Sığırlar unutur ve bu sayede mutludur. İnsanlar hatırlar ve bu yüzden acı çeker. Tarih üzerine denemesinde “En küçük ve en büyük mutlulukta, onu mutluluk kılan tek bir şey vardır: Unutma gücü.” İnsanlar hem bireysel hem toplumsal olarak “hatırlamak için olduğu kadar unutmak için de doğru zamanı bilmelidir.” Ve aynı denemede Nietzsche, Hamlet’e açıkça gönderme yaparak geçmişin “şimdiki zamanın mezar kazıcısı olmaması için” unutulması gerektiğini de yazmıştır. ***
Bu satırları okuyunca Agnes’in yas içinde kavrulurken eşinin ne çabuk unuttuğunu düşünüp acısı alevlenirken Hamlet’i seyrettiği anda yaşadığı ruhsal hafiflemeyi anlamlandırmak kolaylaşıyor.

Filmin son sahnesinde Agnes rolü ile Jessie Buckley, bu duyguyu o kadar başarılı vermiş ki unutmak ve hatırlamak arasındaki yolculuğun, yalnızlıktan arındırıldığında ruhu nasıl iyileştirdiğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Yası yaşamanın farklı yolları olsa da ortak olan, paylaşıldığında hafiflemesi…
İşte bu noktada ilk sorunun belki de cevabına uzanıyoruz. Ölüm ile başa çıkmanın yolu hatırlanmak ise, sonunu bildiğini sandığın hikâyeye belki de yeniden ve yeniden bakmak gerek. Unutmak için doğru zaman gelene kadar önce anladığımızdan emin olabilecek miyiz?
*Hamnet; yönetmenliği Chloé Zhao tarafından gerçekleştirilen, senaryosunu Maggie O’Farrell ve Chloé Zhao’nun ortaklaşa kaleme aldığı ve başrollerinde Jessie Buckley, Paul Mescal, Emily Watson ve Joe Alwyn’in yer aldığı 2025 çıkışlı Amerika Birleşik Devletleri – Birleşik Krallık ortak yapımı tarihî drama filmi.
**Hamlet, William Shakespeare, İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi, Çeviren Sabahattin Eyüboğlu
*** Shakespeare Oyunları Hakkında Her Şey, Marjorie Garber, Çeviren Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları
Maggie O’Farrell kimdir?
Maggie O’Farrell (doğum 1972), İrlandalı-İngiliz bir romancıdır. İlk beğenilen romanı After You’d Gone, Betty Trask Ödülü’nü kazandı ve daha sonraki romanı The Hand That First Held Mine, 2010 Costa Roman Ödülü’nü aldı. 2014’te Instructions for a Heatwave ve 2017’de This Must Be The Place romanlarıyla iki kez Costa Roman Ödülü’ne aday gösterildi. Anı kitabı I Am, I Am, I Am: Seventeen Brushes with Death, Sunday Times’ın en çok satanlar listesinin zirvesine ulaştı. Romanı Hamnet, 2020’de Kadın Kurgu Ödülü’nü ve 2020 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Birliği Ödülleri’nde kurgu ödülünü kazandı. O’Farrell, kitabı 2025’te Chloé Zhao ile birlikte sinemaya uyarladı ve filmdeki çalışmasıyla En İyi Uyarlanmış Senaryo dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterildi.
Kıvanç Güney kimdir?
1967 yılında Ankara’da doğdu. TED Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra 1988 yılından itibaren hayatını edebiyat çevirisi yaparak kazanmaya başladı. Elliye yakın çevirisi bulunmaktadır. Başlıca çevirileri şunlardır: Porno ve Olağanüstü Üç Kimyasal Romans, Irvine Welsh; Dönsün Koca Dünya ve Transatlantik, Colum McCann; Deniz Feneri, Virginia Woolf; Rom Günlükleri, Hunter S. Thompson; Tüketilmiş, David Cronenberg; Zencefil Adam, J. P: Donleavy; Bundan Sonrası Ateş, James Baldwin; Ölümlüler Uyurken, Kurt Vonnegut; Jon McGregor’ın bütün kitapları.
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Bu kitaptan bir cümleyi güzel bir görsele dönüştür
Beğendiğin cümleyi yaz; kapaklı premium kartı indir, WhatsApp ve sosyal medyada paylaş.
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Bunun gibi kitapları kaçırmayın
Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.
Benzer Kitaplar
Gilead
El Feneri
Rüzgâr Adımı Biliyor
İnceleme
Geceleri Sessizdir Tahran
İnceleme
Gece Yarısı Treni