Bir yazar, onlarca kitap yayımlamasına rağmen geniş bir okur kitlesiyle buluşmak için 85 yaşına kadar beklemek zorunda kalır mı? Cevabımız Arjantinli yazar Aurora Venturini için evet. 1921’de Arjantin’de doğan Venturi’nin yazarlık hayatı 1940’larda başladı. Roman, öykü ve şiirin yanı sıra eleştiri ve çeviri alanında da eserler verdi. Hatta ilk şiir kitabı El solitario ile 1948’de ödül aldı; üstelik de Jorge Luis Borges’in elinden. Buna rağmen adı uzun yıllar sadece sınırlı bir çevrede bilindi. 2007’de Kuzenler kitabını Beatriz Portinari takma adıyla Página/12 gazetesinin Nueva Novela yarışmasına gönderdiğinde tam 85 yaşındaydı. Romanın ödülü kazanması, yaklaşık altmış yıldır yazan Venturini’yi önce Arjantin’de, ardından başka ülkelerde geniş kitlelerce okunmasını sağladı.
Kuzenler, 1940’ların La Plata’sında yoksul bir aileden gelen dört kadının hikâyesini Yuna’nın gözünden anlatıyor. Ailedeki kadınların hayatına ihmal, dışlanma, cinsel istismar ve erkek şiddeti yön verirken Yuna hem çevresinde yaşananları anlamaya hem de kendisine biçilen yerden çıkmaya çalışıyor. Resim yeteneği, ona ailesinden farklı bir gelecek kurma ve ekonomik bağımsızlığını kazanma ihtimali sunuyor. Roman, bu büyüme hikâyesi içinde kadın cinselliği, intikam, aile bağları ve sanat aracılığıyla başka bir hayata geçme arzusuna da yer veriyor.
Yuna’nın sık sık sözlüğe başvurması, noktalama işaretlerini kullanmakta zorlanması ve düşüncelerini uzun cümlelerle aktarması onun kendine özgü sesini oluşturuyor. Eleştirmenler, ağır olayları beklenmedik sözcüklerle ve gündelik bir şeyden söz eder gibi anlatmasının romana kara mizah kattığını belirtiyor. Bedensel farklılıkların, şiddetin ve aile içindeki acımasızlığın komediyle yan yana gelmesi de metne grotesk bir ton veriyor. Siren Yayınlarının Türkçe tanıtımında kullandığı “büyüsüz gerçeklik” ifadesi romanın dünyasını iyi karşılıyor. Latin Amerika edebiyatını çoğu zaman büyülü gerçekçilikle birlikte ansak da burada doğaüstü olaylarla karşılaşmıyoruz; romanın tuhaflığını yoksulluk, dışlanma, şiddet ve aile hayatının gündelik gerçekliği yaratıyor. Kuzenler, Seda Ersavcı’nın çevirisiyle Siren Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı.
Tanıtım Bülteninden
Toplumun “kusurlu” bulduğu bir genç kadın, kendine ait bir dil kurup ailesini anlatmaya başlıyor. Aurora Venturini’nin gerçekçi bir açıklıkla yazdığı Kuzenler, aileye, kadın bedenine, sınıfa, sanata ve normallik fikrine acımasız bir mizahla bakıyor.
Aurora Venturini yeni bir yazar değildi. Onlarca kitap yazmış, uzunca bir edebiyat hayatını geride bırakmıştı. Ancak geniş okur kitlesinin onu keşfetmesi için 85 yaşına gelmesi gerekti.
2007 yılında Página/12’nin düzenlediği ilk roman yarışmasına gönderilen daktiloyla yazılmış bir dosya, ön jüri üyelerinden Mariana Enriquez’in eline geçti. Enriquez’in daha sonra anlatacağı üzere metin, daha ilk sayfalarından alışılmış edebi ölçülerin dışındaydı: sıra dışı bir sözdizimi, geleneksel noktalama anlayışını reddeden bir anlatıcı, aile hayatının en karanlık ayrıntılarını saklamayan, olduğu gibi sayfalara saçan bir ses. Enriquez, bu sese hayran kaldı.
Dosyanın adı Kuzenler’di. Yazarı, yarışmaya kimliğini gizleyerek katılan uzun yıllar sürgün yaşamış bir kadındı: Aurora Venturini.
Aurora Venturini, bu romanla yarışmayı kazandı ve bu olay Arjantin edebiyatının en sıra dışı yeniden keşiflerinden biri olarak tarihe geçti. 85 yaşındaki yazar, ilk romanı olmayan Kuzenler ile bir fenomen haline geldi.
Kuzenler’in anlatıcısı ve ana kahramanı Yuna adlı bir genç kadın… Sözcüklerle arası iyi olmayan, kendini ifade edebilmek için sözlüğe başvuran, dilin kuralları ile sürekli mücadele eden biri. Ancak roman ilerledikçe başlangıçta bir “kusur” gibi görünen bu dil, Yuna’nın en büyük gücüne dönüşüyor. Yuna yalnızca kendi hikâyesini anlatmayı öğrenmiyor; kendisini, ailesini ve çevresindeki sözde “normal” dünyayı kimsenin yapamadığı kadar keskin biçimde görmeye başlıyor.
Yuna’nın çevresindeki kadınlar da toplumun normlarına pek uymuyor. Kız kardeşi, kuzenleri, anneler, teyzeler. Venturini onların bedenlerini, arzularını, öfkelerini, bencilliklerini ve kırılganlıklarını idealize etmeden anlatıyor. Erkeklerin çoğunlukla terk ettiği ya da şiddetle girdiği bu kadınlar dünyası, bir dayanışma ütopyası olmaktan uzak. Kuzenler, kadın karakterlerinden “iyi,” “güçlü” ya da “örnek” olmalarını istemiyor.
Venturini soruyor: Bir insanı “normal” ya da “anormal” yapan nedir?
Yazar bu soruyu ağır bir toplumsal tez haline getirmektense grotesk ve kara mizaha yaslanıyor. Kuzenler’de istismar, ölüm, yoksulluk, cinsellik ve aile içi şiddet son derece karanlık bir dünyanın parçaları olarak karşımıza çıkıyor, ancak roman aynı zamanda şaşırtıcı ölçüde komik. Venturini’nin edebi gücü tam da bu rahatsız edici bölgede ortaya çıkıyor: trajediyle komedi, merhametle acımasızlık, güzellikle grotesk sürekli birbirine karışıyor.
Yuna için bir başka anlatım dili daha var: resim.
Kahramanımız, sözcüklerle kuramadığı dünyayı tuval üzerinde kurabiliyor. Sanat, onun için romantik anlamda bir “iyileşme” vesilesi değil; ailesinin, ait olduğu sınıfın ve ona biçilen rolün dışına çıkabilmesi için bir olanak.
Aurora Venturini klasik aile romanının güvenli alanlarını dağıtıyor; kadın büyüme hikâyesini, aile melodramını ve toplumsal normları groteskin içinden yeniden yazıyor.
Normal olmak kimin fikriydi?
Kitap Hakkında Ne Dediler?
“Unutulmaz bir ses ve acımasız, damardan, kıpır kıpır bir anlatım.” — Kirkus Reviews
“Müthiş bir büyüme öyküsü.” — Southwest Review
“Akıcı ve acımasız.” — The Times Literary Supplement
“Yer yer hastalıklı ve karanlık mizahıyla Venturini’nin bu geç dönem başyapıtı, kadın öyküleri üzerinden kadın düşmanlığını, engelliliği ve sanatı ele alıyor.” — The New York Times Book Review
“Kuzenler, kışkırtıcılığı ve şaşırtıcı kararları ile yüksek sesle gülmenin romanı.” —Mariana Enriquez
Aurora Venturini Kimdir?
20 Aralık 1921’de, Arjantin’in Buenos Aires eyaletine bağlı La Plata kentinde doğdu. Çocukluğu, daha sonra eserlerinde belirgin biçimde ortaya çıkacak aile içi gerilimler, toplumsal hiyerarşi ve bireysel yabancılaşma deneyimleriyle şekillendi. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata, resme ve felsefeye ilgi duyan yazar, La Plata Üniversitesi’nde psikoloji öğrenimi gördü. 1940’lı ve 1950’li yıllarda Arjantin’deki siyasal çalkantılar, onu doğrudan etkiledi. Çocuk psikoloğu ve Rorschach testi uzmanı olarak da çalışan ve ilk edebiyat ödülünü 1948 yılında Jorge Luis Borges’in elinden alan Venturini, Juan Domingo Perón hükümetinin devrilmesinin ardından Peronist çevrelere yakınlığı nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve uzun yıllar Paris’te yaşadı. Bu sürgün dönemi edebi kişiliğinin olgunlaşmasında belirleyici bir rol oynadı. Paris’te bulunduğu yıllarda Jean Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Violette Leduc, Albert Camus, Eugène Ionesco gibi dönemin öne çıkan düşünürleri ve sanatçılarıyla temas kurdu. François Villon ve Arthur Rimbaud çevirileriyle Fransa’da Légion d’honneur’e (Şeref Nişanı) layık görüldü. Fransız varoluşçuluğu, savaş sonrası Avrupa’nın kültürel iklimi ve modernist estetik tartışmaları onun anlatı dünyasını derinden etkiledi. Ancak Venturini, Avrupa edebiyatının etkisini yansıtmak yerine Arjantin toplumunun marjinal karakterlerini ve bastırılmış gerçekliklerini özgün bir dille işlemeyi tercih etti.
Aurora Venturini, hayatı boyunca çok sayıda eser yayımlamış olsa da uzun yıllar boyunca Arjantin edebiyatının merkezinde yer almadı. Asıl çıkışı seksenli yaşlarında yazdığı Kuzenler romanıyla oldu. Venturini, jüri üyelerinden kimliğini gizleyerek sunduğu bu romanla 2007 yılında Arjantin’de genç yazarlara yönelik prestijli “Nueva Novela” ödülünü kazandı. Yarışmaya seksen beş yaşında katılan yazarın gerçek kimliği açıklandığında Arjantin edebiyat dünyasında büyük bir şaşkınlık yaşandı. Roman kısa sürede uluslararası ilgi gördü ve Venturini edebiyat dünyası tarafından yeniden keşfedildi.
Toplumun kıyısında yaşayan insanlar, engelli bireyler, yoksullar, dışlanmış kadınlar, kırılgan kişiler ve varoluş sefaleti, Venturini’nin romanlarında merkezi bir yer tutar. Yazar, bu karakterleri acındırıcı bir bakışla değil, daha ziyade sert, ironik ve zaman zaman grotesk bir üslupla ele alır. Venturini’nin dili özellikle dikkat çekicidir. Bilinçli olarak bozuk ya da aksak cümleler, dil bilgisi kurallarını zorlayan anlatım biçimleri ve çocuk bakış açısını andıran ifadeler onun estetik tercihinin temel unsurlarıdır. Bu yöntem, okurda hem bir yabancılaşma duygusu yaratır hem de betimlenen dünyanın tuhaflığını iyiden iyiye görünür kılar. Latin Amerika’nın “büyülü gerçekçilik” geleneğinden belirgin biçimde ayrılan Venturini, groteski toplumsal gerçekçilikle buluşturduğu karanlık bir evren kurmasıyla öne çıkar.
Aurora Venturini, yaşamının son dönemini doğduğu şehir olan La Plata’da geçirdi. Geç gelen şöhretine rağmen üretmeyi hep sürdürdü ve yaşamının sonuna kadar yazmaya devam etti.
24 Kasım 2015 tarihinde, doksan üç yaşında La Plata’da öldü.
Aurora Venturini günümüzde yalnızca Arjantin’in değil, yirminci yüzyıl dünya edebiyatının en özgün yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Kaynak: Siren Yayınları
Diğer kitap tanıtımları için tıklayın.
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Bu kitaptan bir cümleyi güzel bir görsele dönüştür
Beğendiğin cümleyi yaz; kapaklı premium kartı indir, WhatsApp ve sosyal medyada paylaş.
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Bunun gibi kitapları kaçırmayın
Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.
Benzer Kitaplar
İnceleme
Hamnet
Gilead
El Feneri
Rüzgâr Adımı Biliyor
İnceleme
Geceleri Sessizdir Tahran
İnceleme