Son dönem Türk edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Zülfü Livaneli’nin Serenad romanı, tarihin derinliklerinde kaybolan olayları anlatırken yaşanamamış bir aşk hikâyesiyle de bizi derinden sarsıyor.
Hayatımızın farklı zamanlarında yeniden okuduğumuzda anlamı değişen eserlerden biri olmaya aday Serenad için hatıraların duygularla kurduğu bağın müthiş bir hikâyesi diyebiliriz.
Bazı kitaplar insanın yüreğine dokunur ya Serenad da işte tam öyle bir kitap… Her sayfasını merakla çevirip en son kapağını kapattığımda saatlerce etkisinde kaldığım bir eser.
Tarihin tozlu raflarında terkedilmiş hikâyeler…
Serenad, Prof. Maximilian Wagner ve Maya Duran’ın İstanbul’da yollarının kesişmesiyle başlıyor. Romanın ana karakterleri Maya ve Maximilian ancak hikâyenin arka planını oluşturan ana karakter bana göre, Nadia… Hükümetler arası hırsın kurbanı olan Nadia’nın hikâyesine roman boyunca tanıklık ediyoruz.
Romanın adı, Prof. Maximilian Wagner’in çok sevdiği eşine bestelediği Serenade ü für Nadia bestesine gönderme yapıyor. Wagner, Schubert’in 1826’da bestelediği Serenad eserinden ilham alarak, aşkı simgeleyen kendi serenadını yapmış. Kitapta bu bestenin başına gelenler de hayli dokunaklı…
Yıllar sonra İstanbul’a gelen Almanya doğumlu yaşlı profesör Prof. Wagner ile tanışan, tanışınca hayatı sorgulamaya başlayan Maya, önce Wagner’i İstanbul’a getiren nedeni keşfediyor ve ardından Wagner’in amacını kendine amaç ediniyor. Peki Maya Duran, Wagner’in İstanbul’da aradığı şeyi bulabilecek mi? Bu sorunun yanıtı Serenad’ın sürükleyici sayfalarında gizli.
Romanda ayrıca 2000’li yıllarda toplumun kadına bakışını, Maya Duran’ın anneannesiyle babaannesinin başına gelenleri, ırkçı saldırıları ve tarihin önemli bazı olaylarını da görüyoruz.
Livaneli tüm kitaplarında olduğu gibi siyasi ve toplumsal sorunlara parmak basarken okuyucuya zorlu bir aşk hikâyesini sürükleyici bir dille aktarmış.
Zülfü Livaneli kimdir?
Toplumsal konulara duyarlılığıyla tanınan Zülfü Livaneli 20 Haziran 1946 yılında Konya’da doğdu. Livaneli’nin amacı okuyucuyu hikâyenin etkisi altına almak olduğundan romanlarında sade, anlaşılır ve akıcı bir üslup benimsedi.
Küçük yaşlarından itibaren müziğe ilgi duydu. Şarkıları edebiyat ve şiirle iç içe geçti. Müziği kadar yazdığı hikâye kitaplarıyla da sevilen ve kendine has yorumları sayesinde dünyaca tanınan yazarın 1997 yılında verdiği konsere 5000 kişi katıldı. Müzikleriyle uluslararası ve ulusal birçok ödül aldı. Livaneli’nin edebiyat, müzik ve sinema alanında birçok eseri var. 2001 yılında yazdığı Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm romanı Yunus Nadi Yayımlanmamış Roman Ödülü’nü kazandı. 2006 yılında Mutluluk romanıyla Barnes & Noble Yeni Büyük Yazarlar Ödülü’nü ve 2009 yılında da Son Ada romanıyla Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı.
Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Beğendiğin cümleyi kartla paylaş
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!
Bunun gibi kitapları kaçırmayın
Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.
Zülfü Livaneli’dan diğer kitaplar
Bekle Beni
Sazın Teli Koptu
İnceleme
Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm – Zülfü Livaneli
İnceleme
Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet” – Zülfü Livaneli
İnceleme
Balıkçı ve Oğlu – Zülfü Livaneli
5,0İnkılâp Kitabevi kitapları
İnceleme
Günlük Yaşam Felsefesi: Şimdiye Övgü
Atatürk ve Cumhuriyet
Kanatların Ardında-Mona ve Poouli
Ben Gülüyor muyum?
300 Soruda Çocuğunuz Sizden Ne Bekliyor?
İnceleme