Sana Dünyayı Göstermek İsterdim’in isimsiz anlatıcısı, üniversitenin son yılında okuyan genç bir kadın. Kampüs mutfağında tanıştığı Luke’a sırılsıklam âşık olduğunda, onun dışındaki her şey yavaş yavaş bulanıklaşır. Artık zihninin kıvrımlarında, kalbinin atışlarında yalnızca Luke vardır. Günlerini, onu düşünerek, çevresindeki dünyayı anlamlandırmaya çalışarak geçirir.
Kendisini hayata bağlayabilecek bir anlam kırıntısı arar. İnsan olmak ne demektir? Birini karşılıksız sevmek bir insanın benliğini nasıl dönüştürür? Bir kalbin taşıyabileceği ağırlığın bir sınırı var mıdır?
Armstrong’un üslubu, keskin bir gözlem gücünü kara mizah ve incelikli bir umutsuzlukla birleştiriyor. Sana Dünyayı Göstermek İsterdim, aşkı, arzuyu ve benlik algısını yeniden düşünmeye çağıran güçlü bir ilk roman.
Sana Dünyayı Göstermek İsterdim’in merkezinde, anlatıcının dünyayı kavrama çabası yer alıyor. Anlatıcı, kavramlara sığınıyor; sözcüklerin, tanımların ve anlamların ona bir tür “ait olma hissi” vereceğine inanıyor. Hatta dünyadaki kavramlardan oluşan bir PowerPoint sunumu hazırlayarak, sanki bu sayede dünyanın bir parçası olabileceğini hayal ediyor. Bunula birlikte dilin, anlamı taşıma kapasitesi de sınırlıdır; aşkın yarattığı boşluklar kelimelere sığmaz.
Luke’la kurduğu ilişki, bir aşk hikâyesinden çok bir varoluş denemesine dönüşür. Her karşılaşma, her suskunluk, her yanlış anlaşılma anlatıcının kendine dair algısını biraz daha parçalar. Birine âşık olmanın büyüsü, aynı zamanda dünyayı da keskin bir biçimde yeniden şekillendirir ve bu yeniden şekillenme, çoğu zaman acılıdır.
Sana Dünyayı Göstermek İsterdim, bir büyüme hikâyesi değil. tam tersine, bir dağılma ve çözülme hikâyesi. Armstrong, romanını klasik “bildungsroman” anlatısının tam tersine kuruyor; kahraman, dünyada kendine yer bulmak yerine, dünyanın anlamını yitirdiği bir boşluğa sürüklenir.
Luke, bir karakter olmaktan çok, genç kadının anlam arayışının simgesine dönüşür. Tam da anlam bulma arzusunun sürekli ertelendiği, dilin yetmediği, aşkın bir kurtuluş değil kırılma olduğu bir hikâye olduğu için Sana Dünyayı Göstermek İsterdim pandemi sonrası kuşağın duygusal manzarasını yansıtan bir anti-büyüme romanı.
Harriet Armstrong Kimdir?
Harriet Armstrong, Oxford’da doğup büyüdü. Kısa öyküleri Confingo Magazine, The Georgia Review, Virginia Quarterly Review ve HEAT literary magazine gibi dergilerde yayımlandı. Londra’da yaşayan yazarın ilk romanı Sana Dünyayı Göstermek İsterdim, İngiltere’de büyük yankı uyandırarak eleştirmenler tarafından “pandemi kuşağının ruhunu en çıplak haliyle yakalayan metinlerden biri” olarak tanımlandı.
To Rest Our Minds and Bodies by Harriet Armstrong review – a singular new voice
The perks of reading a wallflower: Harriet Armstrong’s absorbing debut
Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.
Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.
Beğendiğin cümleyi kartla paylaş
Bu kitaptan alıntılar
Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!