İçeriğe atla

Roma’nın Beş Günü – Ahmet Ümit

Künye

YazarAhmet Ümit
YayıneviYapı Kredi Yayınları
ISBN9789750868702
Orijinal DiliTürkçe
ÜlkeTürkiye
TürüKurgu
Türkçe BaskıEkim 2026
Sayfa Sayısı512
Okuma Süresi~12 sa 45 dk (tahmini)
DüzenleyenUtku Özer

Edebiyat Haritasında

Bu kitaptan bir alıntı kartı oluşturBeğendiğin cümleyi kapaklı bir görsele dönüştür, paylaş.

Roma’nın Beş Günü

Ahmet Ümit, Kayıp Tanrılar Ülkesi ile başlayan Yıldız Karasu ve Tobias Becker hikâyesini bu kez Roma’ya taşıyor. 1 Ekim’de yayımlanacak Roma’nın Beş Günü, Roma sokaklarında peş peşe işlenen cinayetlerden Afrodisias’a, antik dönemden günümüze uzanan bir polisiye anlatırken suçun nedenleri ve insanın şiddetle ilişkisi üzerine de sorular soruyor.

Ahmet Ümit’in yeni romanı Roma’nın Beş Günü, 1 Ekim’de Yapı Kredi Yayınları etiketiyle okurla buluşacak. Romanın merkezinde, Roma’da peş peşe işlenen sıra dışı ve teatral cinayetler var. INTERPOL adına özel bir görev için kentte bulunan Berlin Emniyeti Cinayet Masası’ndan Yıldız Karasu ile yardımcısı Tobias Becker, kendilerini Afrodisias’tan Roma’ya uzanan bir suç hikâyesinin içinde buluyor.

Yıldız Karasu ile Tobias Becker Ahmet Ümit okurları için yeni karakterler değil. İkili ilk kez 2021’de yayımlanan Kayıp Tanrılar Ülkesinde ortaya çıkmıştı. Ümit, Roma’nın Beş Gününü bu hattın devamı olarak anlatıyor. Yıldız Karasu, göçmen bir ailenin kızı ve Berlin’de polis. Tobias Becker ise onun yardımcısı. Ümit zaman zaman sevdiği yabancı şehirlerde geçen polisiyeler yazmak istediğini, Berlin’den sonra bu kez Roma’yı seçtiğini söylüyor.

Berlin’den Roma’ya, Bergama’dan Afrodisias’a

Kayıp Tanrılar Ülkesi Berlin’de geçiyor ve kurgunun Türkiye bağlantısı Bergama üzerinden kuruluyordu. Yeni romandaysa Ümit bu kez Roma ile Afrodisias arasında bağlantı kuruyor. Roma’yı sevdiğini ve Roma dönemini öğrenmek istediğini söyleyen yazar, hikâyeyi Anadolu’daki bir antik kentten hareketle kurmayı tercih etmiş: Afrodisias. Romanın asıl sahnesi Roma olsa da Afrodisias ve İstanbul’a uzanan bağlantılar da anlatının içinde yer alıyor.

Ümit’in Afrodisias’a yönelmesinde kentin antik dönemdeki mermer üretimi ve heykeltıraşlık geleneği önemli bir rol oynuyor. Söyleşide Afrodisias’taki mermer ocaklarından ve heykel atölyelerinden söz eden yazar, romanında gerçek bir tarihsel kişilik olan Zoilos’tan da yararlandığını anlatıyor. Roma tarihini yalnızca İtalya üzerinden değil, Anadolu’yla ilişkileri üzerinden ele aldığını özellikle vurguluyor.

Bu bağlantının ilk işaretlerini Ahmet Ümit yaklaşık bir yıl önce vermişti. Ekim 2025’te İZKİTAP’ta düzenlenen “Antik Cinayetler” söyleşisinde üzerinde çalıştığı kitabı, günümüzde geçen fakat Roma İmparatorluğu’nun gölgesini sürekli üzerinde taşıyan; geçmişle bugün arasında hareket eden bir roman olarak tarif etmişti.

Bu Kez Soru “Katil Kim?” Değil

Roma’nın Beş Gününün Ahmet Ümit’in önceki polisiyelerinden ayrıldığı noktalardan birini yazarın kendisi açıklıyor: Bu romanda katiller saklanmıyor. Ümit, romanın katillerle başladığını ve okurun onların kim olduğunu bildiğini söylüyor. Dolayısıyla çözülmesi gereken temel problem “Katil kim?” sorusu değil; katillerin cinayetleri neden işledikleri ve eylemlerin arkasında nasıl bir entrika bulunduğu.

Yazar, bu karakterleri yaratırken Jack London’ın yarım bıraktığı ve daha sonra tamamlanan Cinayet Şirketi adlı romandan da esinlendiğini anlatıyor. London’ın kitabındaki, para karşılığı cinayet işleyen fakat kendi ahlak kurallarına göre hareket eden örgüt fikri Ümit’in ilgisini çekmiş. Roma’nın Beş Günündeki suç örgütünün aynı olmadığı açık; Ümit yalnızca katilleri yaratırken bu fikirden bir ölçüde esinlendiğini belirtiyor.

Üstelik romanın gizemi yalnızca günümüzdeki suçlarla sınırlı değil. Ümit, kitapta “antik dönemlerden kalma gizemli bir ritüel” bulunduğunu ve okuru bilinçli biçimde farklı ihtimallerin peşinden götürmek istediğini söylüyor.

Tarih Dekor Değil, İnsanı Anlamanın Bir Yolu

Bu yaklaşım, yazarın tarih kullanma biçimiyle de yakından ilişkili. Ümit, kendisini tarihçi olarak görmediğini ve Roma üzerine yaptığı araştırmalarda asıl ilgilendiği şeyin tarihsel bilgi değil, farklı çağlarda insanın ne ölçüde değiştiği olduğunu söylüyor. Geçmişte yaşayan insanlarla bugünün insanları arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları, iktidar, şiddet ve insan davranışları üzerinden düşünmeye çalıştığını belirtiyor. Romanın cevap vermekten çok soru sormasını önemsediğini de özellikle ekliyor: Okurun kitabın açtığı soruların ardından başka kitaplara ve başka araştırmalara yönelmesini amaçlıyor.

Roma’nın Beş Günü Nasıl Yazıldı?

Ümit, Roma’nın Beş Günü için yaptığı hazırlığı anlatırken bir şehri yazmadan önce yalnızca tarihini değil, bugünkü hayatını da araştırdığını söylüyor. Kentin kuruluşundan coğrafyasına, insanların yaşam biçiminden gündelik ayrıntılara kadar geniş bir araştırma yaptığını; tarih, sosyoloji, psikoloji ve coğrafyadan yararlandığını belirtiyor. Roma özelinde tarih kitaplarının ve tarihçilerin çalışmalarının yanı sıra romanlardan, filmlerden ve kente yaptığı gezilerden de beslendiğini anlatıyor.

Kitaptan Bir Bölüm

Aklından bunlar geçerken bir şey dikkatini çekti, başını usulca kaldırdı, Golyat’ın dehşete kapılmış yüzüyle karşılaştı. Boş bulunmuştu, irkildi. Oysa bu ebe ilk girdiğiden beri defalarca gördüğü, Davut’un saçlarından tuttuğu Golyat’ın kesik başının önünde durup dakikalarca dev savaşçının gözlerine baktığı bir resimdi bu: Davut, Golyat’ın Kesik Başıyla adlı tablo. Elbette evdeki bütün tablolar gibi Caravaggio’nun reprodüksiyonlarından biriydi. Ama nedense Yıldız, çalışma odasının pencersiz tek duvarına asılmış bu resmden çok etkilenmişti. Hatta merak etmiş, resim hakkında okumalar yapmıştı. Golyat’ı çizerken Caravaggio model olarak kendi yüzünü kullanmıştı. Yetişkin Caravaggio sorunlu bir adamdı, gerçek hayatta bir cinayet işlemişti, suça eğimli, günahkar biri olarak görülüyordu ama daha önemlisi Golyat gibi çok kibirli biriydi. Ressam, kan dökmekten çekinmeyen, kıyıcı bir askerin yüzüne kendi simasını verirken günah çıkartıyor, bağışlanmayı diliyor, tıpkı Yıldız’ın daha önce okuduğu metindeki Mithra dinine girmek için kendiyle mücadele eden adam gibi ruhunu arındırmaya çalışıyordu. Olabilirdi, hatta çoğu sanat tarihçisi buna inanıyordu ama belkide alakası yoktu. Belki de ressam kaybettiği saygınlığnı yeniden kazanmak içi göstermelik bir af dileme resmi yapmıştı. Belki de sanatında ne kadar ne kadar cüretkar olduğunu göstermek için kendini kötülüğün temsilcis olarak çizmekten çekinmemişti.

Roma’nın Beş Günü

Ahmet Ümit, “İnsan kötü bir varlıktır”

Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.

Bu kitabı

Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.

Alıntı Kartı

Bu kitaptan bir cümleyi güzel bir görsele dönüştür

Beğendiğin cümleyi yaz; kapaklı premium kartı indir, WhatsApp ve sosyal medyada paylaş.

Paylaş:

Alıntıyı Bookinton’a eklemek için üye girişi yap

Okur Alıntıları

Bu kitaptan alıntılar

Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!

Bunun gibi kitapları kaçırmayın

Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.

Gönderim sıklığı

Çift onaylı kayıt · KVKK uyumlu · tek tıkla çıkış

Ahmet Ümit’dan diğer kitaplar

Yapı Kredi Yayınları kitapları

Benzer Kitaplar

Değerlendirme Yazın