İçeriğe atla

Roma Hikâyeleri Jhumpa Lahiri

5,0 5,0 1 değerlendirme

Künye

YazarJhumpa Lahiri
ÇevirmenEren Yücesan Cendey
EditörBuse Olçay
YayıneviDomingo Yayınevi
Geçtiği Dönem2000 – 2022
Orijinal AdıRacconti romani
Orijinal Diliİtalyanca
Ülkeİtalya
TürüÖykü
Yayın TarihiEylül 2022
Türkçe BaskıOcak 2026
Sayfa Sayısı224
Ebat13.5 x 20.5 cm
Kapak TasarımıHamdi Akçay
Sayfa TasarımıÖzkan Köse
Okuma Süresi~5 sa 30 dk (tahmini)
DüzenleyenUtku Özer

Edebiyat Haritasında

Bir kente dair anlatılar çoğu zaman mekânı bir arka plan olarak kullanır. Roma Hikâyeleri’nde ise Roma, öykülerin sessiz dekoru olmaktan çıkıyor. Jhumpa Lahiri, kenti geçmişle gelecek arasında asılı duran, ihtişamı kadar yıpranmışlığıyla da kendini dayatan bir özne olarak kuruyor. Sokaklar, köprüler, merdivenler, evler ve mahalleler; karakterlerin taşıdığı duygusal yükleri üstleniyor, ayrılıkların ve beklenmedik karşılaşmaların tanığı hâline geliyor. Şehir, anlatının içinde giderek bir belleğe dönüşüyor; kimi anlarda öykülerin merkezine yerleşiyor, kimi anlarda anlatının doruk noktasını belirliyor.

Lahiri’nin karakterleri çoğunlukla bir yere yerleşmiş ama oraya ait olma duygusunu kurmakta zorlanan insanlardan oluşuyor. Bu öyküler, tamamlanmış hikâyeler anlatmaktan çok, yarım kalmış yönlere, ertelenmiş kararlara ve söylenememiş cümlelere odaklanıyor.

Roma Hikâyeleri, göç ve yabancılık meselesini de büyük kırılma anları üzerinden değil, gündelik hayatın içinde biriken küçük gerilimler üzerinden ele alıyor. Böylece karakterlerin şehirle kurduğu ilişkinin ne kadar kırılgan olduğunu görünür kılıyor. Roma, onları içine alıyor ancak her zaman onlara yer açmıyor. Tam da bu nedenle aidiyet duygusu sürekli sınanıyor ve yeniden tanımlanıyor.

Kitap, Lahiri’nin edebî yolculuğunda belirgin bir kırılma noktasına da işaret ediyor. Yazar bu öyküleri İtalyanca kaleme almış. Altısını kendisi, üçünü ise Todd Portnowitz ile birlikte İngilizceye çevirmiş. Bu dil tercihi anlatının tonunu doğrudan etkiliyor. Daha mesafeli, daha sade ama duygusal olarak daha çıplak bir anlatı ortaya çıkıyor. İtalyan edebiyatının izleri metinlerde hissediliyor. Buna karşın yer değiştirme, aidiyet, suçluluk, yas ve ev fikrinin sürekli belirsizleşmesi gibi temalar Lahiri’nin yazın dünyasına özgü biçimde varlığını koruyor.

Roma Hikâyeleri, bir kenti sevmekle ona ait olamamak arasındaki gerilimi baştan sona taşıyor. Karakterler Roma’da yaşıyor, çalışıyor, sokaklarında dolaşıyor ancak hiçbir zaman bütünüyle orada olamıyor. Şehrin dışına sürüklendiklerinde ise kaybettikleri şeyin yalnızca bir mekân değil, aynı zamanda bir yaşam ihtimali olduğunu fark ediyorlar. Bu yönüyle kitap, güçlü bir kent anlatısı olmanın ötesine geçiyor, çağdaş yabancılık hâline dair derinlikli ve sarsıcı bir edebî okuma sunuyor.

Kitaptan Bir Bölüm

Edepli davranıyor, onları gözetlediğimi belli etmemeye çalışıyorum. Ev, banyo, bahçe işleriyle meşgul olurken neşelerini, burada bulunmanın yarattığı sevinci hissetmeden edemiyorum. Karlarda koşan kızların seslerini işitiyorum, adlarını öğreniyorum. Konuklar sürgülü kapıyı daima açık bıraktıklarından anne babanın evi yerleştirirken, bavulları açarken, öğle yemeğini kararlaştırırken birbirlerine söyledikleri sözleri duyuyorum. 

Ötesini görmeyi engelleyen bir başka çalılığın arkasındaki aile evim birkaç metre uzaklıkta. Kendi evimiz yıllarca üçümüzün mutfak ve yatak odası olarak kullandığı tek bir odadan ibaretti. On üç yaşımı bitirdiğimde, annem ihtiyar adamın yanında çalışmaya başladığında ve yeterince tasarruf ettiklerinde evin sahibinden izin isteyerek geceleri tavan ve duvar arasından kocaman kertenkelelerin çıktığı bir oda eklediler.

Babam bu mülkün bekçisi. Büyük evin bakımından sorumlu, odun kesiyor, tarlalarda ve bağlarda çalışıyor. Patron pek düşkün olduğu ata bakıyor.

Evin sahibi yurtdışında yaşıyor ama bizim gibi yabancı değil. Arada sırada geliyor buraya. Tek başına geliyor, ailesi yok. Gündüz ata biniyor, akşamları şömine önünde kitap okuyor, sonra yine gidiyor. 

Yıl içinde evi kiralayanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kışın burada insanı ısıran bir soğuk olur, ilkbaharda çok yağmur yağar. Eylül ve haziran arası sabahları babam beni arabayla okula götürür; orada kendimi farklı hissediyorum, hiç kimseye benzemediğim okulda kimselerin arasına karışamıyorum.

Jhumpa Lahiri Kimdir?

Jhumpa Lahiri, çağdaş edebiyatın en önemli öykücülerinden biridir. Interpreter of Maladies ile Pulitzer Ödülü’nü kazanmış; The Namesake, Unaccustomed Earth ve The Lowland gibi eserleriyle kimlik, göç ve aidiyet temalarını merkezine alan güçlü bir anlatı evreni kurmuştur.

2012 yılında Roma’ya taşınmasının ardından edebiyat yolculuğunu İtalyanca yazarak sürdürmeyi seçen Lahiri, bu tercihi yalnızca dilsel değil, düşünsel bir dönüşüm olarak ele alır. Roma Hikâyeleri, bu dönüşümün en belirgin ürünlerinden biri olarak, yazarın kentle, dille ve yabancılıkla kurduğu ilişkinin edebi bir kaydıdır.

Kaynaklar:

Roma Hikâyeleri

Roman Stories by Jhumpa Lahiri review – outsiders in Italy

Jhumpa Lahiri Translates the Varieties of Strangeness

Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.

Bu kitabı

Bu kitabın geçtiği yer, zaman veya kişilere dair öneride bulunmak ister misiniz? Üye girişi yapın.

Alıntı Kartı

Beğendiğin cümleyi kartla paylaş

X WhatsApp

Alıntıyı Bookinton’a eklemek için üye girişi yap

Okur Alıntıları

Bu kitaptan alıntılar

Bu kitaptan henüz alıntı eklenmemiş. Yukarıdaki karttan ilk alıntıyı sen paylaş!

Bunun gibi kitapları kaçırmayın

Her sabah günün kitabı, her pazartesi haftanın seçkisi. Sadece okumaya değer olanı.

Gönderim sıklığı

Çift onaylı kayıt · KVKK uyumlu · tek tıkla çıkış

Domingo Yayınevi kitapları

Benzer Kitaplar

1 Değerlendirme

Salih Kalafatoğlu · 5 Şubat 2026 · ★★★★★

Kitap tanıtım yazısı olarak mükemmel, yazarın vermek istediklerini saptarken, kitaba yönlendirmeyi başarıp, merak ve okuma isteği yaratıyor .

Değerlendirme Yazın